Önce korktuk komşunun tarlamızdaki üç kuruşluk arpayı çalması ihtimalinden. Enteresanı komşu da korkuyordu bizden; atı vardı, bir de ineği. Korkularımızdan yaşamlarımız çekilmez hale gelince dedikodusunu yapmaya başladık halimizin. Duydu uyanığın biri haliyle ve zıpladı üstüne kondu korkularımızın. Dedi ki: 'Kim kime saldırırsa canına okurum. Haksızlığa gelemem. Akıllı durun, birbirinizin atına arpasına göz dikmeyin. Fena yaparım.' Ondan, birbirimizden korktuğumuzdan daha fazla korktuk. Arpa ekmeği yaptık, doyurduk onu. Atımızı peşkeş çektik. gezmelerde o vardı. Çoğaldıkça korkumuz, adına saygı dedik ve daha fazlasını verdik. Biz verdikçe, o hakkaniyetle korudu birbirimizden bizi. Biz korundukça birbirimizden, birbirimize veremediklerimizi o aldı bizden.
--
Bazı dostlarım şu etik yasa çıkışımla ilgili olarak "mümkün değil, bu memlekette siyasete girenlerin tek hedefi bu yolla güçlenmek civarına imkan sağlamak" diyorlar ki durum bu ise, herkes kendi fetösünü kurmuş demektir. Eğer çıkar odaklı mekanizma ıslah edilemez ise, ha İngiliz, ha Rus, ha Amerika, ha İran fark etmez amacı milleti sömürmek olanların hepsi aynı kategoridedir ve bendeniz samimi insanların var olduğuna ve bu rezalete mani olmak için çalışacaklarına inanıyorum.
Son seçimlerden sonra da etik yasa çıkmaz ise, bunun bendeki anlamı şudur: Benden adalet için beklentiye girmeyin, benim diğerlerinden tek farkım bu milletin beklentilerini herkesten daha profesyonel şekilde imkana tahvil etmek oldu.
Etik yasadan kastım şudur:
Hiç kimsenin mevki ve makamının gücünü ne kendisi ne de civarı için kullanamayacağı düzenlemeler.
Bu olmadan Ali gider Veli gelir ve millet, hizmetine talip olanlara hizmet eder sadece.
--
Sudan ve sair ülkelerde tarım işine girmemize gerek yok ve ülkemde arazisini ekip dikmeyenlerden bedeli mukabili alınacak tarlaları ihya etmeye mesleğimi yapmayı terk adına talip olacağımı ifade ediyor ve bendeniz gibi binlerce yurttaş olacağını da düşünüyorum. Bu topraklarda suni gübre, ilaç kullanılmaz ve ata tohumlarına dönülürse ne ekersek ilaç olacaktır zira. Bu toprakları ihya etmek hem hayattır hem de ibadettir kanaatimce. Gerçi şimdiye kadar kullanılan kimyasaldan toprağı arındırmak zaman alacaktır, ama olsun imkansız değil sonuçta.
--
Devletin sera işine girmesinin başka bir açıdan bakılınca anlamı şöyle:
'Devlet tarımı hayvancılığı desteklemeli' tavsiyesini, partililere, yandaş götürücülere yeni cukka sahaları oluşturmak olarak yorumlamanın tezahürü de olabilir ki yarın o götürücüler destek kredileri ile dolar alıp seraları kapatırlar.
Peki devlet ne yapar: Destek verir kontrol eder ürünün satışına öncülük eder o kadar.
--
Yönetim mekanizmalarında kişisel tercihlerin ortadan kaldırılması ve tamamen ilkelerin, ortak aklın hakim olması söz konusu olmadan Ali olmazsa Velinin kulu olmaya mahkumdur vatandaş
--
Ardahan Rus işgalindeyken
Çar, Yarbay Karloviç'e sorar.
-Neden köylere girmiyorsunuz?
Yarbay cevap verir
-Efendim her evin bahçesinde bir nöbetçi kulübesi var...