Devleti ya vatandaşa hizmette tam kapasite çalışacak bir formata getireceğiz, ya da kapısına kilit vuracağız mı? Beceremedik gidiyoruz mu? Buralar bizim her halükarda siz de bizimsiniz, oturun şükredin halinize mi?
Hayır başarmak zorundayız tabii ki, devleti asıl misyonuna taşımaya mı?
Bazı arkadaşlar, bendenize sitem ederek Türkiye, tarihinin en büyük beka sorununun tam göbeğindeyken, yönetime, sisteme yönelik eleştirilerimin, hakikati fark edememe ve dolayısıyla yanlış muhakeme ürünü olduğunu, asıl mevzunun yanında dikkat çektiğim aksaklıkların bir ehemmiyeti olmadığını ifade ediyorlar. Oysa bendeniz ahlaktan kıymetli ve öncelikli sorunumuz olmadığı konusunda ısrarlıyım. Zira tüm sorunlarımızın çözümü ahlaki donanımdır. Biz Allah'ın ve yarattığı mahlukatın ve en önce kendimizin razı olacağımız bir hayatı yaşamaya odaklanır isek, Allah da bizi muhafaza edecek ve selamete erdirecektir. Aksi durumda bizi helak ederek, dinini cidden yaşayacak olanları halk edecek olan da elbette O'dur.
Birileri bir müslüman gayrımüslim savaşı için özel gayrette, lakin müslümanların çok uyanık olmaları ve bu birilerinin planlarının bir parçası olacak söylem ve eylemlerden uzak durmaları firasetin gereğidir.
Ahlaki anlamda özellikle İslamı içselleştirememiş müslümanların böylesi bir çatışmada mağlup olmaları kaçınılmazdır. Müslüman odur ki onu öldürmeye gelen onda gördüğü meziyetlerle dirilir.
Rabbi Rahim içimizdeki beyinsizlerin şapşallıkları sebebiyle bizleri zarara uğrayanlardan eylemesin. Amin.
Hiç kimse bu yazacağıma gocunmaya lütfen!
Evet, ırk olarak Türk'üm, hem de Karapapak Türk, millet olarak da Avrupalıların bildiği anlamda Türk'üm. Doğruyum, evet, yalan dolan, hile hurda ve bilumum yamukluktan beriyim. Çalışkanım evet, bedensel engelliyim, ama işimin başındayım hamd olsun.
Ne mutlu bu minvalde Türk'üm diyene!