İsmail ARSLAN

Din ile aldatma

İsmail ARSLAN

Dünyadaki en ahmak insanlar, Allah ile aldatan insanlardır. 

Sanmayınız ki bu ahmaklar, tanrı tanımaz veya aleni din düşmanlığı yapanlardır, böyle düşünürseniz yanılırsınız, gerçeği göremezsiniz. Bu ahmaklar, Allah'ı, emel kağnılarına (haşa) koşan, din, diyanet söylemi ile dünyalarını ma'mur eden ve ahirette de Allah'ı, "e ama biz senin için yaptık, ne yaptıysak diye", yanıltabileceklerini düşünen ahmaklardır.

İslamın hiç bir dönem ve durumda kurtarılmayı ihtiyacı olmadı, her zaman İslam, insanların huzur ve saadetleri için, ilkelerine uyulması ve insanlığın kurtuluş reçetesi olmaktan ve İslama teslim olanları kurtarmaktan başka bir misyon ortaya koymadı.
Ama inanç ile hükmetmek, aldatmak ve variyet sahibi olmak her zaman en kolay yöntem olmuştur. İmtihan da zaten sadece budur.

İslam ile kurtulmak veya İslamı, emel için kullanma tercihi.

*
Bir vaiz çıksa ve sadece şunları deseydi, hoş olurdu:
Allah, Allah'tır.

Allah ile aldatanların, dini, emeline kağnı yapanların dolduruşuna gelip, öfke nedeni ile Allah ile aranı bozma...

Allah vardır ve Onun rızasına uygun bir hayat için sağına soluna insanüstü rehberler doldurmaya ihtiyacın yoktur. Sadece vicdanını dinle ve kendine dahi izah edemeyeceğin haltlardan uzak dur kafidir.

Biri sana "Allah adı ve rızası" ile geldiğinde, önce bir muamelesine bak. Senden bir beklentisi var ise  tekmeyi bas. İslamı kurtarmaya çalışanlardan vebadan kaçar gibi uzak dur. Sen İslam ile kurtulmaya bak."

Gözlerim ufukta bu vaizi bekliyorum diyemem, zira hiç ihtiyacım yok onun sözlerine...

Dürüstçe ve adalet üzere kendinden razı bir hayat yaşayan ve civarının da iyi bir insan olduğuna şahitlikleri olan her yaşam sahibinin Allah'ın Rızasını umma hakkı vardır.

İlk Peygamberden son Peygambere kadar bu ölçü hiç değişmemiştir.
*
Yanında 15 20 yıl çalışan, çoluk çocuk sahibi işçisine 8000 lira ücret veren ve ama çeşitli kurum kuruluşlara bağışlar yapana hiç bir şey demiyorum; o bağışları kabul edip, o kişinin işçilerine dağıtmayan kurum kuruluşlara, siz varken, sunduğunun bu din algısından nefret edenlere daima gerekçeler olacak diyorum.
*
Devlet Teorisi

Önce korktuk komşunun tarlamızdaki üç kuruşluk arpayı çalması ihtimalinden. Enteresanı komşu da korkuyordu bizden; atı vardı, bir de ineği. Korkularımızdan yaşamlarımız çekilmez hale gelince dedikodusunu yapmaya başladık halimizin. Duydu uyanığın biri haliyle ve zıpladı üstüne kondu korkularımızın. Dedi ki: 'Kim kime saldırırsa canına okurum. Haksızlığa gelemem. Akıllı durun, birbirinizin atına arpasına göz dikmeyin. Fena yaparım.' Ondan, birbirimizden korktuğumuzdan daha fazla korktuk. Arpa ekmeği yaptık, doyurduk onu. Atımızı peşkeş çektik. gezmelerde o vardı. Çoğaldıkça korkumuz, adına saygı dedik ve daha fazlasını verdik. Biz verdikçe, o hakkaniyetle korudu birbirimizden bizi. Biz korundukça birbirimizden, birbirimize veremediklerimizi o aldı bizden.
*
Ömrüm olur yaşarsam 30 yıl sonra da ifade edeceğim fikrimi yazayım:
Doğu Anadolu bölgesi Kürtlere ait değildir, Batı Anadolu'nun Türklere ait olmadığı gibi. Vatanın güneyi, kuzeyi, doğu, batısı olmaz. Vatan vatandır. Her ayrışma, ayrıştırma girişimi zayıflamaya ve çok zor elde edilmiş kazanımları havaya saçmaya eşdeğerdir.

Her belde tabi ki yerel bazda kendi idarecileri tarafından idare edilmeli. Milli çıkarlar söz konusu olduğunda ise herkesin kalbi tek yürek atmalı. 

72 millet, 52 devletten oluşmuş bir yapı on binlerce kilometre öteden buraya kadar geliyor ve Türk Kürt ayrış diyor ise, bunun ne Türk'ün ne de Kürd'ün hayrına olmadığını anlamayan her kafayı bir klozete sokup üzerine sifonu çekmekte fayda var.

Bu topraklarda eşşeklik edip, milleti Kürt Türk diye yaftalayanların kirli amaçlarına, tezgahlarına malzeme olmak değil, o niyeti bozuklara karşı birlik olmak ve oyunlarını bozmak bizi birlikte yüceltir. 

Yok bu böyle olmayacak ise, çok bile yaşamışız demektir bu ahmaklık ile...
Üzerimize işemeyenlere yazıklar olsun.
*
Sudan, Tunus'ta tarım işine girmemize gerek yok, ülkemde arazisini ekip dikmeyenlerden bedeli mukabili alınacak tarlaları ihya etmeye mesleğimi yapmayı terk adına talip olacağımı ifade ediyor ve bendeniz gibi binlerce yurttaş olacağını da düşünüyorum. Bu topraklarda suni gübre, ilaç kullanılmaz ve ata tohumları tercih edilirse, ne ekersek ilaç olacaktır zira. Bu toprakları ihya etmek hem hayattır, hem de ibadettir kanaatimce. Gerçi şimdiye kadar kullanılan kimyasaldan, toprağı arındırmak zaman alacaktır, ama olsun, imkansız değil sonuçta.

Bendeniz 1000 metrekare bir bahçede, mahallenin sulama sistemini kullanarak, toprağı hayvani gübrelerle zenginleştirerek, çok verimli bir tecrübe yaşamıştım. Domates, envai çeşit biber, fasulye, kabak, karpuz, patlıcan, mısır ve daha başka ürünler aldım bahçeden ki eşe, dosta güzel hediyeler de vermiştim o bahçeden. Bu işi ticari yapmak çok da  uzak iş değil toprağı seven için kısaca.

Yazarın Diğer Yazıları