İnsan maksadı için yaşar,
insan yaşamak için yaşar,
insan maksadına insanca yaşayarak ulaşmak için yaşar.
Üç perspektif sunuyorum.
Batı (Avrupa) yaşam tarzında enteresan bazı nüanslar var.
Bir filmde izlemiştim. Bunların derebeyleri bir nikah haberi alır almaz, ilk geceyi gelin kızla geçirmek için kıza el koyar ve ertesi gün kocasına teslim ederlermiş!
Bunlar, bununla yaşamışlar! Bu hale yüzyıllarca baş eğmişler. İnsanlar meydanlarda yakılmış, derileri yüzülmüş. Büyük bir istibdat var tarihlerinde.
Dolayısıyla -kültürlerince- özgürlüğün ne demek olduğunu, insan şerefinin haysiyetinin, tercihleme hakkının ehemmiyetini, yaşama hakkını, eşitliği büyük bedeller vererek dnalarına işlemişler.
Mesela daha 60-70 sene önce, o topraklarda 20 milyon insan savaştı. Birbirlerinin ülkelerini işgal ettiler. Milyonlarca karşılıklı can aldılar. İşkenceler, onur kırmalar, zulümler... Müthiş bir kan davası başlamalıydı. Kin ve öfke asla bitmemeliydi. Efsanelere, ağıtlara konu olmalı olanlar ve asırlar sürecek intikam planları yapılmalıydı bizim şark kurgumuz gereği; ama iş öyle olmadı!
Bunlar savaşı bitirir bitirmez, birleştiler!
O birbirlerinin karısına kızına tecavüz edenler, mallarına canlarına göz dikenler, Avrupa Birliği çatısı altında anında yekvücud oldular!
Birbirlerinin binalarını onardılar. Birbirlerinin yaşamını kolaylaştırmak için olağanüstü gayrete girdiler.
Bu size enteresan geliyor mu?
Bendenize geliyor!
Bizde 700 sene önce Yavuz, bazı Alevileri katletmiş ya, Aleviler halen onun kinini güderler mesela!
Safevilerle savaşmışız ya, halen İran'ı burnumuza tutmayız, onlar da bizi!
Çinlilerle 1500 sene önce çarpışmışız, halen Çinlilere soğuğuzdur!
Mısır'dan aldık ya zor kullanarak hilafeti, halen Araplar bize kızgındır!
Kerbela bizde dinmez nefrete vesile olmuştur, Sıffin, Cemel vakası mesela...
Biz Ermenilere, Ermeniler bize oldukça soğuktur.
Bitiremiyoruz meselelerimizi! Bitmiyor!
Mimlediğimiz ömür boylu mimlidir! Bize tabi olmayan bizden değildir. Biz her nesilde yeniden kurgularız dünyayı. Öncede tufan olmuş, yel gelmiş umrumuza gelmez. Her nesil her yaşam sil baştan yeniden öğrenmeli, taraf olmalı, kinse kin, bağlılıksa bağlılık, sevgiyse sevgi, inşa' edilmeli bizde...
Biz günü/yaşamı/dünyayı her doğumda yeniden keşfederiz! Her ölümde sonlanırız!
Enteresan geliyor, onların 40 senede, 40 sene önceyi tarihe gömmeleri ve birbirlerine soluk olmaları, can olmaları!
Şark, maksadı için yaşıyor,
Garb, yaşamak için yaşıyor.
Peki İslam nasıl yaşamamızı bize öngörüyor?
Maksat için insana yakışır cinsten yaşamak! Bir şeyi atladınız ama; Şark'a hakim olan İslam değil mi? Nasıl olur da Şark, maksadı için yaşar derken, insana yakışır cinsindeni ondan uzak tutarsınız? Derseniz.
Bu kadar basit değil galiba;
sonra konuşalım bunu.
Şimdi düşünelim sadece.
Yani aslında ortada bir din kökenli birliktelik falan var da sanılmasın. Dinlerine en az sadık insanlar yine batıda yaşıyor görünürde. Doğru analiz, ortak menfaat ile izah edilebilir. menfaat birlikteliği birleşmelerinin özü.
Ama iyi de onların menfaatinden bizim menfaatimiz daha mı az insansı, ya da maksatlarımız daha mı değersiz ki, yaşama alanlarını genişletmek, makul hayat standartları için didinen bu insanlardan fersah fersah ötede bir anlayış ile, üstelik din tam aksini va'z ederken, hayatı birbirimize zehir etme planları ile yüz göz oluruz?
Biri çıksa dese ki: 'Gavur kadar olamadınız!' Ne diyeceğiz ona:
Höst! mü?