İsmail ARSLAN

DÜN BİR AVUKAT İNTİHAR ETTİ

İsmail ARSLAN

İstanbul'dan bir avukat meslektaşımız borç yükünü taşıyamama sebebi ile dün hayatına son verdi. Bu ülkeye acil bir aklı selim idare lazım. 10000lerce hukuk talebesi ben de avukat olacağım diye hayaller kuruyor. Niteliksiz eğitim veren yüzlerce hukuk fakültesi açıldı. Avukatlık sınavı getirilmedi. Hakim savcı sınavını kazanıp, mülakatta referans bulamadığı için elenenler dahil her hukuk mezunu nasıl olsa avukat olur, hayatımı belli bir standartta yürütürüm diyerek mesleğe yöneldi. Lakin realite farklı. İş artık aslanın ağzında değil, kalın bağırsağında. Avukatlık hele ki yeni başlayanlar için asgari standartlara bile yetmeyen bir meslek artık günümüz Türkiye'sinde. Devlet bu mesleği en azından 20 30 yıl önceki seviyesine getirmek için okulda eğitim kalitesini artırmalı, çok ve niteliksiz hukuk fakültelerinin sayısına sınır getirmeli, avukatlık sınavını hayata geçirmeli ve avukatların en azından yeni başlayanların ekonomik durumlarıni düzeltici tedbirler almalıdır. En önce okullarda eğitimin niteliği artırılmalı. Bizim zamanımızda % 1e girenler ancak hukuka yerleşebilirdi şimdi 40000li sıralardan vakıf üniversitelerine parayı veren yerleşebiliyor. En seçkin olanları yerleştirip en seçkin eğitim verilmekle başlanmalı yine. Zira söz konusu olan adalet ve bu mevzu ihmale gelmez bir mevzudur.
-- 
Hiç birimiz anamızın rahmine: 'Falan ırka mensup doğmak istiyorum' dilekçesi ile düşmedik. Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Çingene, İngiliz, Arap, Alman, siyah, beyaz, sarı her ne isek hepimiz özde en önce sadece insanız. Sonradan sonradan kimi insan insanlığını pekiştirir, insana özgü yaşar; kimi de koloni hayvanları gibi ve sonra her iki taife de ölüp toprağa karışır. Bakide sermaye çürümeye mahkum bir beden ve var ise belki ancak bir eser... Bedenin gidene gram fayda/zararı yoktur; ancak bir eser sahibi olmak istisna...

En baba Türk ırkçısı öldüğünde çürüyen vücudu bir zaman sonra en baba Kürt ırkçısının vücudu oluverir.

Irkıyla hava basanlar

ölümle kırkılacaklarını

ve her vücut sahibi gibi

önce şişip sonra

tıslayacaklarını

unutmamalılar.

Kastım kısaca şu:

Malazgirt'e gelenlerden değil de, oranın yerlisi olabilirdiniz. Bir Yunan da olabilirdiniz, tehcir edilen Ermeni de. Irak'ta, Afganistan'da da doğabilirdiniz.

Sizin tayin etmediğiniz bir şeyle kendinize değer biçmeniz sizi sonuçta yüz buruşturulan bir yerlere götürür.

Değer, ellerinizin kazandığıyladır.
 

Yazarın Diğer Yazıları