Devlette bir makam kapıp, cemaat, parti, ideoloji, klik, mezhep, meşrep, ırk, tarikat v.s. v.s. bilumum cılığını culuğunu devlet kapısından içeri adımını atarken, dışarıda bırakmayıp, makamında, yandaşına, adamına, dostuna, hocasına, liderine, önderine hizmet eden, fikrinden, dininden olmayanı iplemeyen her kim var ise tümünün suratına ağzına kadar dolu büyük bir kova ağız sıvısı boca ediyorum.
Tabi ki insan bir fikre inanca sahip olabilir; ama devlet ise mesele, orada inancını, ideolojisini emeline kullananlar, yandaşından gayrını gözü görmeyen holigan tarafçı, talimat ile oturup kalkanlardır Şarkta bizi hep çukurlarda zillette bırakanlar...
*
Bu zamanda belediye görevlilerinin en şerefli amelleri, depreme dayanıklı olmayacak binaların yapımına mani olmaları ve üç kuruş ranta insan yaşamını tercih etmemeleridir. Güneşe tapanların ülkesinde 9 şiddetinde deprem olduğunda, insanların haberleri bile olmuyorken, ülkemde 6-7 şiddetinde depremlerde ölümler oluyorsa, işi Allah'a ihale edenleri Allah ıslah etsin, ne diyeyim.
*
Yandaşı kollama, vasıfsızı sırf görüşünde veya hizmetinde olduğu için vasıflıya tercih etmenin din ve iman ile bir ilgisinin olmadığını her vicdan çok net algılayabilirken, uygulamada bu günah en çok, en dindarlar arasında yaygın ve meşrulaşmış bir halttır.
*
Para ve mevki sahiplerine ihtimam alaka ve ama para ve mevkisi olmayana paçavra muamelesi yapma dinin kınadığı iken en çok dindarlarda bu hasletlerin ayyuka çıkmasının en sağlam açıklamasını, vaazlarında tevazu ve merhametten bahsedenlerin bu bahisler ile ona muhabbet besleyen insanları emeli için ateşe yuvarlamasında bulacaksınız.