İsmail ARSLAN

Efendim hitabı

İsmail ARSLAN

Bazı kelimeler, kullanıldıkça, bilinci bulanıklaştırır, bu kullanımlar tabii kabul edildiği için de hiç bu yönü sorgulanmaz, misal vereyim:
Efendim!
Genellikle saygı duyulana hitaben kullanılan bu kelime ile, kişi, kendi değersizliğini, muhataba ikrar faslındadır.
Büyüğüm de, azizim de, olmadı muhterem de muhataba, ama onu tazim adına, ona efendim deme, zira bu hitapla, evet o senin efendin olmaz, ama sen bir şekilde onun ego gölgeliğine sığınmış bir tarz kölesi olursun.
*
İnsanın, tenkitçisine duyduğu hoşnutsuzluğu çiğliğinin, övgücüsüne rağbeti ise aptallığının eseridir.
Olgunluk, tenkitçi ve övgücüye değil, tenkit ve övgünün içeriğine itibar etmektir.
Övgü isabetli ise, hamd ile övülen hale devam; tenkit isabetli ise hatayı terk ve hali ıslah aslolandır.
*
Hukukun (Kanunun değil) haksızlık olarak nitelediği ile vasıflanmış birini bir insan neden yere göğe sığdırmaz?
İşte aşağıda yazdığım hususlar sebebi ile...
Bir idarecinin en ihtiyaç duyduğu kişi, onu pohpohlayan, yere göğe sığdıramayan kişi değil; hatasını, ayıbını, haltını ona çekinmeden söyleyen kişidir.
*
Üzerinde yaşadığımız topraklarda bir hak ve batıl savaşı varmışcasına kendini inandırıp, bu savaşın yılmaz neferi olduğuna şartlanmış her kişinin, şapkasını önüne koyup, hevasına mı, hakka mı hizmet ettiğini etraflıca düşünmesi akıbeti için daha hayrlıdır.
Sevgi ve nefretini şahıslara odaklayan her kişi, zaman içinde sevdiğini neden sevdiğini, nefret ettiğinden neden nefret ettiğini unutuyor.
Halbuki kusur hoş görülmeyen idi ve fazilet sevilen...
Sonra bir bakıyorsun, kişi kusur küpü olmuş ve bu şartlanmışlık ile o dibine kadar seviliyor. Kişi sevilen vasıflar ile donanmış ve nefretin temeli sakat olduğu için ona ısrarla bir hoşnutsuzluk devam etmede...
Hakkın ve batılın üstünde ayan beyan toplandığı insanlar kalmadı. Aklımızı başımıza alalım ve sevgimiz hakka, öfkemiz batıla olsun. Şahıslara değil...
Aksihalde dün sıfatından sevdiğimizin bugün haltında da yanında oluruz ki, işte o gün harap olduğumuz gündür.
Geçmiş olsun.
*
En çok neyi mümkün görmüyor ise kişi, duasında onu talep etmeli.
Ama ben layık değilim, olası değil diye inandığı zamanda üstelik.
Duası makbul birini aramak ve onu arzuhalci kılmak gibi gayretlere girmek yerine, duaya ehil bir hali ve dili olmadığı kanaatini terk ile, duanız olmasaydı, ne kıymetiniz olacaktı diyenin, göstereceği kıymet adına sunduğu dua etme duygusundan dolayı teşekkür ile bizzat kendi kıtlığında, en olmaz inandığını, olmazları oldurandan talep edebilmeli kişi.
Bu talep, oldu oldu, olmadı, biline ki yine de oldu.
*
Kuzu canlı iken bakmaya, okşamaya doyamayanlardan bazılarının, 3-4 aylık yavruyu şişe geçirerek, kızartıp, yemeyi pek bir sevmeleri sebebiyle merhametlerine ve iştahlarının bir stop noktası olabileceğine inanmak saflıktır.

Yazarın Diğer Yazıları