Hazreti Muhammed'in birkaç batın yukarıdan dedesi Mekke hâkimi Kusay, Kureyş kabilesinin reisiydi. Kâbe muhafızlığı bu kabileye aitti. Kusay ölünce yerine oğlu Abd-i Menaf geçti. Abd-i Menaf'ın Abd-i Şems ile Haşim adında ikiz oğulları olmuştu. Birinin parmağı diğerinin alnına yapışık olarak doğmuşlardı. O devrin cerrahları bebeklerin parmağı ile alnını birbirinden ayırırken çok fazla kan akmış, kehanete meraklı Araplar bu durumu ileride iki kardeş arasında çok kan döküleceğine yormuşlardı.
Abd-i Menaf'tan sonra Mekke hâkimliği ve Kâbe muhafızlığı, Hazreti Muhammed'in büyük dedesi Haşim'e kaldı. İkiz kardeşi Abd-i Şems'in Ümeyye isimli oğlu amcasının liderliğine itiraz ederek ortaya atıldı. Emevi ailesinin atası bu kardeştir. Araplarda yaygın bir âdet olan kimin daha şerefli ve muktedir olduğunun tespiti için meydan okudu. İhtilafın çözümü için seçilen hakem Haşim'i haklı çıkardı. Ümeyye elli deve vermeye, Mekke'den on yıl sürgüne mecbur tutuldu. İşte Kureyş kabilesinden, aynı soydan gelen iki ana dalın, Emevi-Haşimi rekabetinin menşei bu hadisedir. Ümeyye'nin torunu Kureyşlilerin önde gelenlerinden Ebu Süfyan'ın, yine amca çocuklarından olan Hazreti Muhammed'in peygamberliğini kabul etmemesinde Emevi-Haşimi rekabeti en önemli etkendir. Cahiliye Araplarında kabile asabiyetinden kaynaklanan intikam alma duygusu ve kindarlık her şeyden önde gelirdi. Ümeyye oğulları bu hakem hadisesini hiç unutmadılar. İslamiyeti kabul ettikten sonra da sürdürdüler. Hazreti Ali ile Muaviye arasındaki hakem olayında Amr ibnü'l-As tarafından Muaviye'nin halife ilan edilmesi, nesiller önceki hakem olayında Ümeyye'nin liderliği kaybetmesinin intikamının alınmasıdır.
İşte o tarihten günümüze çeşitli renklere bürünen bu ihtilaf Şii-Sünni ihtilafı renginde ortalığı kana bulamaya devam ediyor. Kindar ve bağnaz Arap geleneklerinin günümüze yansımasını bizler İslam dininin bir vechesi olarak algılamaya devam ettikçe bu kanın rengi daha da koyulaşacak ve ikizlerin kanına yorulan kehanet asırlarca doğrulanacak.
İktibas
Yezid ve sülalesi, ataları gibi, Haşimoğulları'ndan gelen Peygambere asla ittiba etmemiş ve Onun getirdiği dini, Arap örfü Yahudi kırması bir akide ve amel algısına çevirerek, İslam ile ellerinden giden güç para ve şöhret için bu uydurukçayı kullanmışlardır ve halen de bu kafa, İslam diye uydurukçalarını çıkarları için kullanmaya devam etmektedirler.
Müslümanlar, Haşimoğullarından gelen O nurlu Peygamberin getirdiği dine dönmedikçe, burunları pislikten çıkmayacaktır. Güç için Emevi dininin propagandasını yapan her kim var ise, elbette ölünce tüm dünyevi gayelerin bir hikayeden ibaret olduğunu görecektir; ancak iş işten geçmiş olacaktır.
Türkler, Kerbela konusunda klasik Emevi zorlaması Peygamber torununu şehit edenlere de müslüman diyen küstah uydurulmuş din algısından uzak, Peygamberin torununun yanında saf bağlamışlardır ki sadece bu bile büyük bir cennet vesilesidir.
O Peygamber, iyi insan olmayı ve Allah'tan gayrına bel bağlamamayı talim etmişti. Kim bu davada ise o, Onunla haşrolacak ve kim Yezid'in gücünü gaye edindi ise o da onunla haşrolacaktır. Bu kadar net.
O Peygamber ki çocuğun kuşu öldü diye taziyeye giderdi. Ağız ve diş temizliğine, iffete, tevazuya önem verirdi. Yaptığı her işte bir hikmet vardı, Onun hikmet dinini bırakarak, Emevi dininin peşine düşenler elbette helak olacaklardır.