Bu ülkede engellilere yönelik ne kadar zorluk var, sadece engelliler ve onlarlı hayat sürenler bilebilirler.
Halbuki her insan sonuçta bir engelli adayı değil midir?
İdarecilerin bu konuda son derece duyarlı olmaları ve bu insanların problemlerine çözüm odaklı yaklaşmaları bir zorunluluk değil midir?
En başta mevzuat düzenlemelerinin makulleştirilmesi, sorun üretme değil, sorun giderici bir mantık ile ele alınması ile başlangıç yapılabilir.
Misal vereyim mi?
Bendeniz de %81 bedensel engelli bir avukatım, araç kullanamıyorum, lakin mevzuat denilen düzenleme diyor ki, sen aracını özel tertibatlı hale getirirsen vergi bağışıklığından seni yararlandırırım. Bre mevzuat! Özel tertibatla dahi kullanamam araç bu halimle dediğimde, kullanırsın dediğim gibi yaparsan senden vergi almam, ya da öde vergini al aracını diyor. Açtım davamı, adalet haklısın dedi.
Bu kafanın nasıl sakat olduğuna dair basit bir misaldi. Neler var daha neler.
*
Engelli haklarına yönelik yasa mantalitesi teklifimdir:
Engel, kişiyi neyden mahrum bırakıyorsa, pozitif ayrımcılık kapsamında, eşitlik ilkesi gereği düzenlemeler, alt mevzuat ile yapılır.
Mesela engel durumu sağlık hizmeti kapsamında mahrumiyet sebebi ise, bunu gidermeye,
Ulaşım mahrumiyeti ise bunu gidermeye,
Bakım ve rehabilitasyon için böylece,
Gelir bakımından bu bakışla gibi.
Her mahrumiyet, kendi özel şartları dahilinde, alt düzenlemeler ile giderilmelidir.
*
Engel durumları hakikatte araç kullanmalarına müsait olmayanlar, heyet raporu başvurularında ÖTV bağışıklığından yararlanmak için diye belirterek başvurularını yapsınlar. Eğer rapor bu talebi karşılayacak şekilde çıkmazsa, rapora sağlık müdürlükleri nezdinde itiraz etsinler. Yine de sonuç alazlarsa mahkeme kararıyla bu haklarına ulaşma yolunu takip etsinler. Diğer bir yol da araç kullanabilir durumda olmadıklarını ifade ile Vergi İdaresinden ÖTV bağışıklığından yararlanmak için özelge talep etsinler, red halinde de dava yoluna gitsinler, eğer gerçekten de araç kullanamaz durumda iseler, hukuk onlara haklarını teslim edecektir.
*
Engelli yurttaşlar için ÖTV istisnasından faydalanarak araç almak için %90 ve üstü olanlara farķlı, altında olanlara farklı uygulama var. 90 altında ise aracın özel tertibatlı olması şartı aranıyor, lakin kanımca kişi 90 altında rapora sahip olup araç kullanamayacağına dair raporunda bir ibare varsa, veya ehliyet alamıyorsa bu gerekçe ile ÖTV'siz araç almak için vergi dairesine başvuruda bulunsa ve olumsuz cevap alsa yargıya konuyu taşıyabilir ve süreç en son Anayasa Mahkemesine kadar giderse emsal bir karar çıkabilir.
*
Bir anne veya baba, sosyal medyada yazmış: Çocuğuma %89 engelli raporu verdiler, 90 olmaz ise, ÖTV bağışıklığından yararlanamazsın dediler, der.
Ne diyeyim bu mevzuat yapıcı ve uygulayıcılarına?
En güzeli hiç bir şey söylemeyeyim, zulüm ile abad olunmaz demekten başka.
Lakin çözüm de önermek istiyorum, ÖTV ihtirazi kayıtla ödenir ve vergi mahkemesine ödenen verginin iadesi için dava açılır ise, bu dava mevzuat farklı da düzenlenmiş olsa, kazanılacaktır yargı sürecinin en sonunda dahi olsa diyeyim.
*
Aracı olan ve aracı kendi kullanan engelli bireylerin sahip oldukları araca MTV çıkarsa, iptali için MTV bağışıklığından yararlanmak istiyorum talepli, rapor ve ehliyet ekli bir başvuru yapılır MTV tahakkuku yapan vergi dairesine, reddederler veya 1 ay cevap vermezlerse, Gelir İdaresi Başkanlığına aynı taleple başvurulur, oradan da red gelirse veya 1 ay cevap gelmezse vergi mahkemesine dava açılmalıdır. Aracı kendi kullanamaz durumda ise, raporu ek yaparak aynı başvuru yapılır.
*
Soruyor vatandaş: Dedemin %93 engelli raporu var ve engelli raporu ile araç almayı düşünüyoruz, aracı torunu olarak ben de kullanabilir miyim? (farklı şehirlerde yaşıyoruz, ama sürekli onlarla beraber biniyoruz )
Cevap vereyim: Hukuk, dedenizin ulaşımı için vergi bağışıklığından yararlanma hakkı tanımıştır. Evladı iyali ona ait bu hakla araç alıp, kullansınlar diye değil. Bence bu uygun değil. Vergisini ödeyin, alın ve dedenize de araç ile hizmet edin.
*
İdari yargıda arabuluculuk neden olmaz?
İdare, haksız vergi tarh ettiğinde, gel şu rakamı öde, uğraşma diyecek kişi, eğer hukuk insanı ise memlekette hukukçu kalmamış demektir.
Açıkçası açtığım vergi davalarında büyük oranda, idarenin tek taraflı haksız işlemlerinde mahkeme kararı ile işlemin iptali ile muhatabım ki idarenin, tamamen haksız, tek taraflı işlemi hiç de azımsanamayacak kadar çok maalesef.
*
SGK sahte rapor ile emekli olanları bahane ile emeklileri kontrole çağırıyor, gitmeyenlerin maaşını durduruyor. Dava açılırsa raporu sahte olmayan ve emekli olanlar bu işlemi iptal ettirebilirler.
Dava dayanağı:
30 Mart 2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe giren Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’te Kazanılmış haklar alt başlığında
“MADDE 18 –(1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce; özürlüler için düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarıyla belirlenmiş olan özür oranları, çalışma gücü kayıp oranları, vücut iş görme gücü kaybı oranları, tüm vücut fonksiyon kaybı oranları geçerli olup bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez.
(2) Ancak, süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor istenmesi durumunda, özür oranları, bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden belirlenir.” hükmüne yer verilmiş olup, emeklilik için kullanılan vergi indirim yazısı için ibraz edilen rapor sahte değilse işlem hukuka uyar değildir.
Kontrol muayenesine gidilmemesi, mevzuat gereği sıkıntılı bir duruma sokar, ama kontrol muayenesi sonrası, oran düşmüş gerekçesi ile emekliliği iptal edilenler, kazanılmış hak bağlamında, işlemi dava konusu edebilirler kanısındayım. Zira vergi indirimi yazısı ile emeklilik, malulen emeklilikten farklı bir olgudur.
*
Hepimize biraz empati lazım... Gözümden sen, gözünden ben bakamadıkça, gördüğümüz sadece fizik. Kimyaya vakıf olmayınca da tahlil oturmuyor.
*
Olan biteni satırlardan okuyup, sadrlara (kalplere) nazar etmemek büyük bir hatadır. Satır yanıltabilir, sadr ise asla yanıltmaz.
*
Anne, üzerine işeyen çocuğunu kaldırıp duvara fırlatmaz. Bir devlete anne duyarlılığı farzdır.
*
Variyet çoğaldıkça hata yapma olasılığı artar. İmkan çoğaldıkça, kontrol güçleşir. Variyetli ile aynı kadraja sığmak için çırpınan, kuyruğundan kendini yemeye başlayan yılan gibidir.
*
Pis bir kedi görürseniz bilin ki günlerdir susuz kalmıştır. Tükürük bezleri çalışmıyordur. (Bir kap su ikram edin ona, yaşamınızdaki en kaliteli ve sizi insan hissettirecek amel bu olacaktır.)