İsmail ARSLAN

Erken mahşer denemeleri

İsmail ARSLAN

Mahşere ısınma turları.
Fakat bu mahşer mühendisi şike yapıyor, seçiyor!
Kimini kimine tercih ediyor ve işine geleni deşifre ediyor, gelmeyeni gizinde tutuyor.
Bunu geçelim de;
Tapesi olmayan bir insan var mıdır acaba?
Birilerinin duymasını istemeyeceği sırlara sahip olmayan bir tek kişi?
Kim, hangi sır ile kimi, neye yönlendiriyor, neden mahrum ediyor, neye zorluyor; onu bunu bilmem, lakin bildiğim bu bildiğin "tanrı özenticiliği"dir.
Cehennemi erkene alanın cenneti umması diye bir din icat edildi.
Tüm yeni dindarlara hayırlı uğurlu olsun.
*
İnsan keser gibi olmayacak; keser hep kendine yontar.
Rende gibi de olmayacak, o ise, hep karşıya çalışır.
Bıçkı gibi olacak insan; bir alacak, bir verecek...
Bu dengeyi bozanın dengesi bozulur.
*
Dini argümanlar ile piyasa yapan cemaat, cemiyet ve tarikatların varlıklarını bağımsız denetime tabi tutun, yarıdan fazlası denetim lafını duyar duymaz, kalanların da büyük bölümü denetim sırasında kendilerini kapatırlar. Samimi olan, dava derdindeyim, davam da İslama hizmet diyen hiç bir yapı, denetimden sakınmaz.
*
İslamda kadın konusunun özü kısaca aşağıdadır:

Allah'a tek tanrı olarak inanan ve Ona sıfatlarında ortak koşmayan, Kitaplarına ve Peygamberlerine itibar eden, iyi bir insan olarak, doğruluk üzere, ahlaklı bir hayat yaşayan, Allah'a saygısını işinde, sözünde, niyetinde ortaya koyan her insanın, Ondan cennet beklentisi talebi haktır.

Her Peygamber öncelikle içinde doğup büyüdüğü toplumun örf ve adetlerinden Allah'ın Muradına aykırı olanları temizlemek ile mücadeleye başlamıştır ki Rasulullah da bu durumdan müstesna kılınmamıştır. 
Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen ve kadını sadece şehevi hislerini tatmin aracı olarak gören cahiliye Arabına kademeli bir gayretle, kadının da insan olduğunu ve haklara sahip olduğunu işlemiş ve ilkeleri ortaya koymuştur. Onun irtihali ile, çok bir zaman geçmeden, yine o cahiliye  Arabının bazı kabulleri, sanki din böyle irade ediyormuş gibi, ilkelerin maksatları örtülerek, bazı kademe ayetlerinin zahir anlamları esas alınarak, yanlış ve yanıltıcı uygulamalar ile Arab'ın örfü, din olarak kabul görmüştür. 

Allah'ın muradı sümen altı edilmiş olsa ve kültür dinleştirilse de kadına asli kıymeti, hilafsız, Rasulullah'ın gayretlerinde ve uygulamalarında bulunacaktır.

Temel bakış ilke olduğunda ve zamanın şartları ile, o ortamda ortaya konulan mücadele esas alındığında hatalı yargıya kapılmak zorlaşacaktır.

Bu tarzı, esasen tüm bakışa şamil kıldığımızda her şey yerine oturacaktır.
Din de ilke odaklıdır ve maksatlar esastır.

Kadın kelimesinin Türkçe'nin kadim zamanlarındaki kullanımı "katun"dur. Katun, çadırı ayakta tutan direk demektir. Çadır, eski Türk yaşam tarzında her şeydir. Katun kelimesini Farisiler "hatun" olarak dillerine aldılar. Hatun kelimesini de yeni nesil Türkler Farisilerden devşirdiler. Bu dil olayları da böyle kısaca...
*
Çok uzatmaya lüzum yok, İstanbul'da acil olarak olağanüstü hal ilan edilerek, kentsel dönüşüm yapılmalıdır. Bunun yarını, sonraki günü, seçim sonrası olamaz.
Şu an 100000 bina tehlikeli deniliyor ise, bu işin yarını olamaz.
*
Eski devirlerde bazı hüküm sahipleri maaşlı adam tutarlarmış bana gördüğün hatalarımı çekinmeden söyle diye. Zamanın trendi ise hüküm sahibine sürekli meth u sena, hem de bedavaya. Hata söyleyenleri de mahkemeye havale.

Yazarın Diğer Yazıları