İnsanlık giyilip çıkarılabilen bir elbise gibidir. Doğmuş olmak, insan olmak için yeterli değildir, o sıfatı ete kemiğe geçirmek ve insan olarak anılmak için, iradeyi, o sıfatı kazanmaya tahsis etmek gerekiyor..
E ama sen, kamil insanı tarif ediyorsun, ne demek kamil olmayan insan değildir yaklaşımı, bu insan hak ve özgürlükleri olgusuna da aykırı ve gerçekçi değil mi diyorsunuz, diyebilirsiniz, ama bu deyişiniz, hakikati perdelemez.
O karısını döven, kızına eziyet eden, oğlunu aşağılayan, gayrına zulmeden, haksızlık eden, adaleti gözetmeyen, insanları öldüren, hayvanlara tecavüz edenler kimlerdir?
İşte o insaniyet sıfatından sıyrılmış, insan olmadığı anlarında o işleri yapmış mahluklardır onlar.
Kamil insan deyin, sadece insan deyin, ne derseniz deyin, ama insan sıfatından sıyrılmış birine, insan değilken, insan muamelesi yapmanız, sizin kendinizi kandırmanızdan ibarettir.
Din işlerinin de muhatapları insanlardır. İnsan olmayana teklif de yoktur.
Bugün aramızda gezişen, öğretilmiş şartlandırılmışlık mahsulü milyarlarca insan olarak anılan, ama esasta insan olmayanların, hayvani güdüleri ile hareket edenlerin ifsadıdır tüm kepazeliklerin sebebi ki en önce bunu idrak ile başlanabilir insanlık yolculuğuna.
İşte kim insan, kim değil ayırt etmek mümkün olmadığından hukuk her doğana insan muamelesi yapmayı şart koştuğu için de, hiç bir sorun bu dünyada sonlanmayacaktır.
Bir insan hem hasis, hem cömerttir.
İyi ve kötüdür. Falanın iyisi, filanın kötüsüdür hatta...
Hem aç, hem de toktur.
Cahilidir bildiğinin, bilmediğinin allamesidir de...
Güzeldir insan, bazen de çirkin.
Kendini cenderelere sokup, tek tip yaşayan ve tek tip olarak sürülerce ölen nicelere inat, bu hep böyledir ve böyle olmaya da devam edecektir.
Farkı fark edenin vasfıdır fark...