Bir ayet okur, başlar: 'Bu ayet şunu demek istedi, bunu demek istedi.' Sonra kaptırır kendini: 'Şu, bu demek; bu şu demek' ve ardından tehdit ya da müjde faslına geçer. Eser, gürler her sözünde...
Din, mülkiyete alınmış, cemaat uyuşmuş, gözler ve kalpler mahmurlaşmış, beyin ölmüştür... Cennetine dilediğini koyar, hoşuna gitmeyeni cehennemine postalar ve tanrı oymuş gibi bir eda hâkimdir artık kürsüde.
Neden sözler havada ve neden etki yok sözlerde? Herkesin ağzında ayetler hadisler, gözler pörtleyesiye anlatıp duruluyor da, niye 'tın etkisi' yapıyor?
Bundan sadece...
Kafası kalbi çalışanlarca anlatıcı figürünün başrolü kapmak için, tanrısının sırtına binmesi ve 'deh edası' gözden kaçmıyor.
Ya da kulluğundakinin tanrısı havasında olmaya niyet kuranı, tanrısı, sürüm sürüm süründürüyor.
Ey sözü çoğaltanlar, anlaşılır kılmak masumiyetini dile dolayıp başka heveslere yelken açanlar!
Musa'ya Harun mu olduğunuzu iddia ediyorsunuz?
Bu cennetlerin sakinleri tanrı mefhumunu elinde topaç gibi çevirenler değil elbette; cehenneme teknoloji montelemenin de öteye bir faydası olmayacak.
Aklınıza mukayyet olun. Din, bir insanda bunu yapmaya başladığı an, inananın inancını tazelemesi gerektiğine inanıyorum.
FETÖ gerçeği
Trump'un istediği şu 35 yılla yargılanan papaz var ya düğüm FETÖ ile bu papazın inancının ortak noktasını anlayana kolayca çözülür. Bu papaz Trump'ın dediği gibi iyi bir dindar ve tüm iyi Hristiyanlar büyük Yahudi krallığını kurma amacı için çalışır, dua ederler, zira o zaman İsa’nın o krallığın başına geçeceğine inanırlar. Fetö de ahir zamanda İsevilerle Müslümanların omuz omuza olacağına inanan bir itikadi sapkınlığın meyvesi idi. Eşari akidesindeki bazı konuları yanlış anlayan Bediüzzaman'ın tespitlerini yeni bir din ihdasında kullanan bu hainin örgütünün esasta neye hizmet için var olduğunu hala bilmeyenlere bu malumatım hediye olsun.