Yaşam bulmayan her kaide, ancak kaidesizlik ve karmaşa ile karışık inançsızlıklara gebedir.
*
Ne görüntü yakalamışsa osun sen başkası için. Seni, seninle değil, gördüğü ve algıladığınca bilir muhatap.
*
Aşk renksizdir ve gözü kördür; sevdiğinin rengine bürünür, gözüyle görür.
*
Bir gün hepimiz bir yerlerde yenileceğiz.
*
Övülerek varılabilen, genelde sövülerek terk ediliyor. Doğal olmak, şişirmelerin büyüsüne kapılmamak, meziyetlerince yaşam alanı bulmak... Aslolan bu.
*
Mikroskop ile leke arayanların gözüne teleskop dayamak saçmalık.
*
Tebdil i arkadaşta ferahlık var demiş atalar. kabarmıştı, azalttım.
*
İnsana güven, insana sevgi, insana inanç... Bunlar azalınca; ya da yok olunca, yalnızlığı hayvanlarla paylaşma dürtüsü ve haliyle kedi, köpek, kuş besleme oranı artıyor...
*
Üç kuruşluk bütçesiyle yaşamını çekip çeviren bu halkın gözüne milyonerlerin bile yaşayamayacağı yaşamları dayatanların mantığına gülenlere şaşırmamak elde değil.
*
Ben böyle yaşıyorum, sen de öyle... Ben senin gibi düşünmüyorum, sen de onun gibi... Mecbur muyum senin eşeğini sürmeye ben, benim öküzümü gütmeye sen... Git işine herkes kendi yaylasına.
*
Kendinde olmayan meziyet ile övünen, avcılık yapan gün gelir sövülür, av olur.
*
Hiç kimse ölmez, eğer siz yaşatırsanız... Yok gördüğünüzde yok olurlar. Şöyle düşünün babanızın babasının babasının babası... O, evet gerçekten de ad san nam olarak yok. Bir artınız var. Ebeveynden hediye kromozomların hakkını vermek elinizde. unutmayın, o olun, o gibi... Yaşasın babanızın babasının babasının babasının da sizde esasta yaşadığınca..
*
Aklı başında kimsenin Türkçe, Kürtçe, Arapça ibadet diye bir açmazı olamaz, ancak herkesin Allah, ona ne diyor diye bir davası olması şartı vardır.
Yani konu Türkçe, Arapça Kur'an konusu değil, mesajı alıp, almama konusudur.
Allah, ilk Peygamberden son Peygambere kadar, hiç değişmeden, hep aynı mesajları, farklı kültür ve topluluklar kanalıyla, ama özde hep ilke bazlı bildirmiş ve insana bir tercihleme hakkı vermiştir.
Kim, ne ile, ne ölçekte, nasıl, ne şekilde muhatap olduğunu idrak etmek istiyorsa, tabii olarak mesaja kulak kesilmelidir.
Tüm konu buna yönlendirme, veya mani olma konusudur.
İnsan, insanı en çok inançla vurmuş ve aldatmıştır tarihi boyunca. Siyasal güç devşirmenin en makul ve neticesi kesin olduğu alan inanç eksenli sahadır ki kutsallık sirayet etmeye elverişli bir kavramdır ve kutsal insanlar, kurumlar siyasal iktidarların vazgeçilmezleridir. Bunun için mesaja katkı üstüne katkı yapmada da mahirdir insan evladı.
*
Evliya Çelebi Istanbul'dan Erzurum'a gidene kadar orman sebebi ile güneş görmediğini söylüyor iken, bu hale nasıl geldi bu topraklar?
Verimli ovalara şehirler inşa etmeler, 3 4 metre kazılsa, altından su çıkan araziye beton yapılar da mı dış güçlerin tezgahları?
Parayı toprak altına kim götürebildi?
Kayaya temeli dayanmayan hangi bina, ayakta kalabildi?
Gelecek nesiller, hayr ile anacaklar mı acaba?