Adaletin asli ölçeği vicdandır, insanlığın ortak değerleridir. Falan devletin, filan kültürün ortaya koyduğu yasalar değildir. Allah, her bilinç sahibi insana doğru ve yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti vermiştir. Lakin insan bazen güç ve bazen ihtiras veya başka amaçlar için tercihini, göre bile yanlıştan yana kullanabilir. Kişiler, örf, örfleşmiş din ve değer yargıları insanı yanıltabilir, ama insandaki Tanrı Nüvesi saf vicdan, onu asla yanıltmaz.
Dünyanın en aşağılık işi
Devlette bir makam kapıp, cemaat, parti, ideoloji, klik, mezhep, meşrep, ırk, tarikat v.s. v.s. bilumum cılığını culuğunu devlet kapısından içeri adımını atarken, dışarıda bırakmayıp, makamında, yandaşına, adamına, dostuna, hocasına, liderine, önderine hizmet eden, fikrinden, dininden olmayanı iplemeyen her kim var ise, tümünün suratına ağzına kadar dolu büyük bir kova ağız sıvısı boca ediyorum.
Tabi ki insan bir fikre inanca sahip olabilir; ama devlet ise mesele, orada inancını, ideolojisini emeline kullananlar, yandaşından gayrını gözü görmeyen holigan tarafçı, talimat ile oturup kalkanlardır Şarkta bizi hep çukurlarda zillette bırakanlar..
Bir devlete hakim olması umulan en üstün değer, ahlak olmalıdır ki adalet, hak ve özgürlüklere ihtimam, liyakat ve benzeri her kıymet, ahlakın unsurlarıdır.
Dünyanın en zelil insanı, ihtiyaç sahibinin işini görüp, bununla, onu kendine teşekkür ve takdire zorlayan ve dahası bununla da yetinmeyip, onu taciz edendir.
Tüm sakatlıklar, esasta insandaki tanrılık öykünmeleri kökenlidir.
Allah, ilk Peygamberden son Peygambere kadar, insanlara sürekli şu mesajı iletti: Allah'tan gayrına eyvallahınız olmasın, Ona, ne nefsinizi, ne de başka bir şeyi ortak tutmayın. İyi insan olun, dürüst şekilde ve mutedil bir istikamet tutup, hakkaniyet üzere yaşayın. Bu mesaj, ihtiras düşkünlerince, bu netlikte hiç bilinsin istenmedi ve din işi bir kazanım malzemesi kılındı ki, elbette bu dahi esas imtihanı oldu insanın. Ona verilen doğruyu yanlıştan ayırt etme melekesini çalıştırıp, haktan yana olanlar ve bile isteye batılı tercih edenler olarak ikiye ayrıldı insan, tüm mevzunun özü bundan ibarettir, mevzuyu karmakarışık bir zemine kaydırıp, hırsına mağlup olanlara malzeme olmamak isabetli olandır, vesselam.