Zaten İslam dünyasında Ümeyyeoğulları iktidarından bu yana, hep böyle idi de şu son Afgan meselesi ile, iyice netleşti ki, siyasal İslam, bir İslam dışı kurgu projesidir ve bu projenin tek amacı, ilk Peygamberden son Peygambere kadar gelen bir ilkeler dini olan İslamı, yeryüzünden silmektir.
Buna destek veren her Müslüman da, aklını kullanmamanın bedelini er geç ödeyecektir.
Kafası çalışanlar da Atatürk'ün ne yapmaya çalıştığını idrak ile, ilkelerini güncel şartlara uyarlayarak, açtığı yolu devam ettirmeye gayret edeceklerdir.
*
Yardım ve bakıma muhtaç bir kitle oluşturmak iktidar olmanın olmazsa olmazı olduğunda anarşi illa patlar bir yerden.
*
Gelir dağılımında adalet olmayınca sorun bitmez.
*
Bir fırıncı var zamanın birinde. Birini okuduğu kitaplarından dolayı gıyabında çok sevmiş, onu anlatıp duruyor her yerde.
Bir gün sabah vakti fırını açtığında kapıda bir ihtiyar belirmiş ve : Allah rızası için bana bir ekmek versene, demiş.
Amca, bekle ekmekler çıksın bir tane vereyim demiş.
Adam: Hayır, hemen bir tane yapsana Allah rızası için, çok açım, deyince:
Olmaz öyle! Bekleyeceksin, demiş Fırıncı…
Adam sırtını dönmüş gidiyor. Komşu esnaf içeri girmiş:
Hani senin bize anlatıp durduğun adam vardı ya? Bu o işte!
Fırıncı ihtiyarın peşinden koşmuş: Dur ne olur. Ben seni çok seviyorum. Seni razı etmek için ne dilersen yaparım, affet beni, demiş.
İhtiyar: Öyle mi? Beni razı etmek için her şeyi yapabilirsin ha! demiş ve eklemiş:
Peki, o halde akşam benim için bir ziyafet ver, tüm eşini, dostunu çağır, demiş. Fırıncı:
Şeref bilirim. Tabi ki demiş ve ziyafet hazırlıklarına başlamış. Uzatmayalım akşam olmuş herkes orada. İhtiyar ayağa kalkmış ve:
Ey insanlar! Yürüyen bir cehennemlik görmek isteyen bu adama baksın! demiş. Herkes şaşkın, ihtiyar devam etmiş:
Bu adam, Allah rızası için bana bir ekmek vermedi; ama beni razı etmek için hepinizi doyurdu….
Hikayenin çok mesaj var, biri de şu:
Civarınıza bakın! Cübbeniz sırtınızda olmasa, tanımasalar vasıflarınız ile sizi, muamele nasıl, cübbeli iken nasıl?
*
Dolar 27₺ yi geçince ve paramız biraz daha pul olunca şu fıkra tam yerine oturdu:
"SEN PEJOYU BİLİYON MU?"
Adamın biri, Peugeot (Pejo) marka bir minibüs alır.
Sonraki gün yolcu taşımaya çıkar. Minibüs tıklım tıklım, tutar kasabanın yolunu ve gittikçe hızlanır.
Yolculardan biri:
-Kaptan yavaş... Bir yere çarpacaz! der.
Şoför:
-Sen Pejo'yu biliyon mu? der.
Yolcu:
-Hayır! der.
Şoför:
-O zaman susacan, der ve devam eder.
Minibüs hızlanmaya devam eder.
Bir yolcu daha seslenir:
-Oğlum ben hastayım, biraz yavaş!
Şoför yine sorar:
-Sen Pejo'yu biliyon mu?
Amca ne bilsin...
-Hayır! der.
-O zaman susacan! der, şoför...
Bu kez bir kadın seslenir:
-Hamileyim! Lütfen biraz yavaş, çocuğumu düşürcem!!!
Şoför yine sorar:
-Sen Pejo'yu biliyon mu?
Kadın:
-Yok! der.
Şoför yine aynı cevabı verir.
Arkadan kızgın bir ses tonuyla bir genç seslenir:
-Yavaş git kardeşim, öldürcen bizi!!!
Şoför yine sorar:
-Sen Pejo'yu biliyon mu?
Genç:
-Biliyorum, ne olacak? der.
Şoför:
-O zaman çabuk söyle, bunun freni nerde?!
--------------------------------------
*Yürütmenin hali daha beter...
*Faiz, Döviz, Enflasyon...
*Frenin yerini bilen de yok...
Alıntı
*
Geçmişini geleceğine taşıtanların öğretileri değil midir, özgürlüğün kanatlarını kırpan?
Binlerce yıldır süren kan davaları, ihanet ve düşmanlıklar...
Ölüm, işkence, zulüm...
Yok et, eksilt, söndür, bitir...
Ben yapamıyorsam sen de yapma, onunki de benim olmalı...
Birileri itiraz ederse, vur kafasına topuzu, gebersin.
O kızı ben sevdim sana yar etmem, şu toprağı ben alacağım, o ülke benim.
Daha çok kanın var akacak be dünya... Hayvanların enteresan bir genetik hafızası var. Göç yolları hikayelerini bilirsiniz. İnsanın ise böyle bir hafızası yok. Her doğumla sil baştan. Ne öğretildi, gösterildi onunla yola devam. Önceki sonrakinin iteleyicisi olunca, sonraki de haliyle önündekine itildiğini iteliyor.
Hataysa hata, kaç bin senedir aynı hikayeler. Sonra biri çıkıyor diyor ki: İnsan akıllı bir varlıktır. Elleriyle bindiği dalı kesenin garabetince işleri olana akıllı diyenin fikrinin ebesi güzel olsa gerek. Gir safa şimdi... Bu girmenin bir bedeli var lakin...
Safa girdikten sonra kim kimin belini kırmış, gagasından kapmış, poposunu tekmelemişin analizi saf personeline düşmez.
Başa dönelim: Geçmişi, geleceğinin sırtına binerse, an be an yükü artar insanın ve taşıyamayacağı an gelince yığılır kalır. Geçmiş, geleceğin semeridir. Üstüne biner yol alırsın. Bin yıllık kin olmaz. İnsan insanı ölümle sınamaz.
Yere tüküren ile dişini fırçalamayan aynı değeri hiçe saymıştır. Var olmasını...
Varlık ucuzladıkça, var olma adına yapılan ne varsa yoku şişirir.
Ve yok olduğunda ona akarken sana zaman, ağlamak ah etmek manasızdır.
Bilim adamı tanımlaması eril bir ifade, doğrusu bilim insanı olmalı.