Siyasiler hakikatli bir hizmet yapmak istiyor iseler, Türkiye'ye dayatılan idari yönetim sistematiğini (bürokrasiyi) acilen değiştirerek binlerce yıllık devlet idare sistematiğinden feyz alarak, hızlı, güvenilir işleyişi ve denetimi basit bir yapıya dönüşü gerçekleştirmelilerdir.
En önemli husus ilkeler ile yönetimi benimsemek, şahısların kalitesine işi bırakmamak olmalıdır.
Bu olmadan yırtınılsa da çırpınılsa da particilik, adamcılık algısı memleketi batıracaktır er geç
*
3 yıl önce hem buradan, hem de CİMER üzerinden paylaşmıştım ve sonunda çözülüyor inşallah:
"EYT hususunda yanlış üstüne yanlış yapıldı. Kimse hükümetten 30 40 yaşında emeklilik beklemedi. Kişi 50 yaşında işsiz, iş arıyor, yaşlısın gerekçesi ile iş vermiyorĺar. Bu gibiler için emeklilik düzenlemesi yapılmalı idi. İşi olanlar için olmasa da, bu gibiler mağdur edilmemeliydi. Ya iş verirsin, ya da emekli edersin, mevzu net.
Toptan kabul toptan red, işte bizim en büyük handikapımız, budur."
*
Her şeyi var, ağız tadı yok; hiç bir şeye sahip değil, her şeyden haz alabiliyor.
Zengin; aşk satın alıyor. Yani ilgi, yani şehvet, yani pohpohlama, yani hava gazı ve aldığı her aşkla daha da uzaklaşıyor tatminden, yani kendinden, kendiliğinden.
Güzel, alımlı; çevresi pervane dolu. Biliyor dertlerini. Değersiz hissediyor daha çok ve anlam uzaklaşıyor her yaklaşanla...
Entelektüel, aldırış etmemesi gerekirken üzülüyor daha da. algıladığı, lakin halledemediği tek mesele bu kaldı.
Yapılması gereken:
Sürekli ve sıklıkla hep aynı mısrayı tekrarlamak:
Güç güçsüzlük, güçsüzlük güçtür...
Güçlü olma aşısı her zaman tutmaz.
Güçsüzlüğün keyfine erebilmek güçtür.
*
O, nice büyük mevzular ile cebelleşirken, üfürük konular üzerinden onu eleştirmek ne demek diyen arkadaşlar özellikle size.
Yanlış insanları yandaş edinip, ülkeye sıkıntı verenler, eğer tenkit edilesi değil ise, çivisi çıkmış siyasetin akıbeti berbattır. Ah ahtır, hangi ah neye sebep olur bilinmez.
Ahın da küçüğü büyüğü olmaz.
Yüksek istişare kuruluna, Başkan ne diyorsa onaylayanlar değil, bilakis devlet görgüsünden gelmiş olmasına rağmen, muhalif ve farklı görüşler dillendirebilenler seçilmeli kanımca.
Farklı perspektif ve tezler sunmak çok önemlidir, nokta vuruş doğruyu yakalamak mümkün olmasa da tez antitez sentez için, söylenmeyenin dillendirilmesi, akla gelmeyenin akledilmesi muhakeme için olmazsa olmazdır.
*
Niyeti halis olan bir yöneticinin, işlerinde başarısız olması imkansızdır. Bir problem varsa ihlasında arasın sorunu, gayrında değil.