İsmail ARSLAN

Hal i pür melalimiz

İsmail ARSLAN

Çocuklarınıza Kur'an öğretin. Zira O, onlara her şeyi öğretecektir.

Nazil olduğu toplum onu anlasın diye onların dilince, Arapça gelen bu Kitabı anlayabilmek için kendi dilince okumak gerekiyor. Yani Arapça gelmesi, o dilin mucizevi özelliklerinden değildir, o toplumun anlayabilmesi içindir.
-- 
Engelli kız kardeşinin üzerine alınan arabaya vergi idaresinin sonradan alınan raporda engel oranı düşmüş öde şu ötv mtv kdvyi dediği Kahramanmaraşlı müvekkilin kardeşi vekaletname ve ihbarnameleri otobüs ile gönderirken yöresel dondurmalarını da ikram etmiş. Kayseri'den bir arkadaşı emanetleri getirdi. İki paket dondurma çıktı kutudan. Biri onundu herhalde, ama bizim kızlar el koydular, hakkını helal eder umarım.
Avukatlığın böyle bir cazibesi de var işte. Siz hakkı hak sahibine tevdi etmeye niyetli olduğunuzda ve gayretinizi sarf ettiğinizde, Edirne'den Ağrı'ya, Ordu'dan Diyarbakır'a kadar nice güzel yürekli insandan dua ve hediyeler alıyorsunuz. Allah, adalet için gayretten ve hakkı teslim niyetinden ayırmasın amin
-- 
Kıyametin kopacağını bilseniz liyakatı tercih etmedikçe zaten kıyametiniz size kopmuş demektir. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları

Her önüne gelen "insan hak ve özgürlükleri" söylemini diline dolamamalı. Çünkü bu dolama, sözün samimiyetini ve etkisini kırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Özellikle daha dün, bazılarını haklarından mahrum edenlere her türlü desteği vermesine rağmen bugün utanıp, "hata yaptım, özür dilerim" demek aklına bile düşmeyen ve kendini hala efe zamanlarında sanan hayt huyt lügatlı okuma özürlüler, hiç ağızlarını açmasınlar.

Ben söylerim ama! Çünkü buna hakkım var! Fiili olarak birçok taciz ve mahrumiyet yaşadım. Kınandım, horlandım. Bilirim mazlumiyeti... İliklerime işledi. Bundandır mazlumun dini fikri umurumda değildir, daima yanındayım!

Hatta geçmişin zalimi olmasına rağmen bugün sindirilen o var ya, işte onun dahi uğrayacağı haksızlığa da lafımı esirgemem.

Çünkü bende ezilmek o kadar yer kapladı ki; ezmeye yer kalmadı!

Demem o ki; sen, bir bırak "hak özgürlük" laflarını... Geç o işleri. Tanıyoruz seni. Burnunu da gördük, topuğunu da!

Sen önce şapkanı önüne al ve "bu benim eserim, benim zulmüm neden oldu. Özür dilerim. Halt etmişim. İnsan insana bunu yapmamalı" de ki "halt etmeyin" diyebilesin!

Not:Bir zihniyet muhatap alınarak yazılmıştır.
--
İki tür karakucak güreşçisi vardır. Birinci türde olanda var olan kibir, Kaf Dağı'nda yoktur. Rakibini yenebileceği anladığı anda, yenme niyetini tehir eder ve onu ezer. Öyle bir ezer ki, rakip artık güreşten bile bezer. Yavaş yavaş, derin derin... Onun kendini geliştirmesine, iyi bir pehlivan olmasına asla izin vermez. Kemiklerindeki iliği bitirir. Rakibinin bir daha değil karşısına, çayıra bile çıkmasına mecali olmaz. 

Bir de pehlivan gibi pehlivan vardır. Genç, atak, hevesli pehlivanı karşısında gördüğünde onun zayıflıklarını ona açık eder ve yol yordam gösterir ona. Ezmez, yense de...

Bu sebepten güreşte puan ve süre olayını destekliyorum. Böylesi abudik zibidilikleri başından engelleyen bir sistemdir bu...

İşte hal i pür melalimiz de budur.

Nicesi var, basamakları hızlıca tırmandı. Kimin kafasına bastığını umursamadan...
Ve tepe yapınca şükür secdesine durdu altındakilere küfür misali...

Alçak kimdir?
Altına tepelediklerini alıp kendini tepeye atandır.

Politikacı kadın gibidir:

Edasından sözünden etkilenmez isen dikkatini çekersin; ta ki nüfus edene kadar odaksındır artık. Hasbelkader etkilendi ve yörüngesine girdi isen geçmiş olsun, beş kuruş kıymetin kalmaz sonrasında.

Bu sözümü sahiplenmiyorum.
--
 
(4) bazen (5)'den büyüktür; bazen küçük...

Rakamlara bel bağlayanlar aldanırlar.

Misal:

(4.5) (5.4)

Çok askerden oluşan ordulara malik nice kudretli komutanlar, çok çok daha azını doğru koordine eden komutanlara mağlup olmuşlardır.

Önemli olan (5)'in noktanın sağında mı, solunda mı olduğudur.

(5)'in daima (4)'ten büyük olduğuna saplanmış bir beynin, bir gün bir yerde büyük yanılgısını tecrübe etmesi çok olasıdır. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
 
 

Yazarın Diğer Yazıları