İsmail ARSLAN

Hava civa

İsmail ARSLAN

Yaşam bulmayan her kaide, ancak kaidesizlik ve karmaşa ile karışık, inançsızlıklara gebedir .

İdealize ettiği dünyayı ve hayat anlayışını başkasına dayatmak...

Erdem ve inancın semerine oturup, bunu yapmak üstelik, inat ve heves ile..

'Ben böyle olsun istiyorum' Olay bu...

Beğeni ve arzusunun haricinde farklı bir anlayış ve yaşama biçimini, bir başkaya reva görmemek...

Gücü gücü yetene, baskıcı, dayatmacı, emr-i vakici üslupların hakim olduğu ilişkilerdeki yapmacıklık, sonuçsuzluk, güvensizlik, amaçsızlık ve doğurduğu anarşi...

Aynı değerlerin tersten söylemi ile, birbirinin hayatını zehir etmeye çalışan insanlar...

Anlattığı, 'benimse' dediği kıymetleri ona ait hayatta görmek mümkün olmayan niceler, başkalarının hayatını, kabul ettiğini iddia ettiği değerlerle paramparça etmede yarış halinde bir portredeler...

Yaşamı insanca, ona buna zarar vermeden, kendine uygun, varlığını kabul ettiği insanlarla paylaşmak gerekiyor.

Buna izin verilmiyorsa, böyle bir ortamdaysan, böyle birinin yanındaysan

Sen yürüyen bir cesetsin demektir...

Kop ya da koparıl...

Acı var mı acı!..
*
Sarıklının baskısı, acaba kravatlının baskısından daha mı ehven sayılacak?

Din paravanı altında jakobenliğin kralını uygulamaya çalışacak olanlar, Kemalizm altında jakoben takılanlardan daha mı makul?

Sıkıntı şu:

Kemalist jakobenlikten kurtulunca, İslamcı jakobenlerin sultasına girmeye mecbur bir vaziyet varsa ve bu millete, milletin keyfine göre hizmet edecek yoksa; bu durum iki ucu  cifeli deynek...

İslam ile İslamcıyı birbirine karıştırmıyoruz.

Kemalizm ile kemalisti birbirine karıştırmadığımız gibi...

Ölçüt şu:

Belediye başkanlığı koltuğuna kravatlı da otursa, sarıklı da otursa, orada rüşvet, suistimal, adam kayırma, husumet, haksız kazanç v.s varsa bunların ideolojisi, dünya ahiret görüşü umrumda bile değil...

Adama bakarım, çapsızsa, isterse allame olsun tın. 
Adama bakarım düzenbazsa, isterse ağzından burnundan ideoloji fışkırsın tın.
*
Birine, onda var olmayan meziyetlerle övgüler düzmek, onu o meziyetlerle donatmaz. Bilakis övenin acziyeti ve övülenin çaresizliğini artırır. Bugünlerde bir kesimin olmasını istediği şeylerin olabilmesi için, bel bağladığı nicesi var ki ne onlarda bu yükleri taşıyabilecek kapasite ve ne de inanç vardır. Ama ihtiras ve kibir yansıtma yoluyla kendine bir hamal illa ki buluyor. Buluyor, ama yok işte ruh. Zayi olan emekler ve ömürler çöplüğü Anadolu.
Savunma mekanizması hemen harekete geçiyor ve olumsuzluk anında dışa tahvil ediliyor olsa da, esasen problem en içeride.
Yok işte maalesef yok. O ruh yok.
*
Bendenize itimat ile bazen engelli derttaşlarım veya yakınları, bazı problemlerini Meclis'e ve siyasilere duyurmam için rica ediyorlar. Onlara mevcuttaki siyasilere itimadım olmadığını ve bir sorun çözme kapasitelererine inanmadığı söylemek zorunda kalıyorum.
Neden böyle düşünüyorum, söyleyeyim:
Siyasi etik yasası ile denetlenmeyen ve bir takım kliklerin gücü ile seçilen siyasilerin hakka, adalete, milletine hizmetçi olmaları mümkün olmayacaktır fikrimce.
Siyasi etik yasası şudur: Mevki, güç eline geçen siyasi, eğer bu güç ile kendine veya bağlantılı zümresine bir imkan devşirir ise, hukuk ona yaptığını kusturur.
Seçim de parti bazlı olmaz, Her şehrin en enleri, belli bir disiplin altında seçilir ve inancı, kliği, mensubiyeti değil, liyakatı esas alınan bu kişiler  bir kurultay üyesi olarak, siyasi etik yasası denetiminde vazife yaparlar.
Bu olmadıkça da kanaatimce bizden bir şey olmaz.

Yazarın Diğer Yazıları