Hukuk devletinin olmazsa olmazları; hukuki güvenlik, belirlilik, öngörülebilirliktir.
Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır.
Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde olmalıdır.
Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir (AYM, E.2012/116, K.2013/32, K.T. 28/2/2013).
*
Türkiye'de ne zaman asgari ücret ve emekli maaşları açlık sınırının üstüne çıkarsa, işte o zaman insanımıza hakikaten değer veriliyor demektir, bu olana kadar insanımıza yönelik sevgi söylemleri kuru palavradır.
*
14 yaşındaki bir çocuğa, Cumhurbaşkanına hakaret etmesine sebep olacak neşriyatı yayanlara oturaklı ceza verilmezse, o çocuğa hakaretinden dolayı ceza verilmesi uygun değildir.
*
Kangren olmuş kolu kesen mi, onu okşayan mı merhametlidir sorusu gibi saçma bir yaklaşım da şudur: İdarenin hatasını savunan mı, hatayı tespit ile idareyi ikaz eden mi makul olanı yapmaktadır.
Tamam idareden nefsi için beklentisi olan, onu yere göğe sığdırmayabilir, bu anlaşılabilir bir durumdur, ama idarenin temsiliyetinin asli gayesinin idrakında olan için, nefsine tatmin peşinde olmak idrak ile tefsir olunabilir mi?
Bazen işte o muhalif sözlerin bu kadar basit bir izahı vardır.