İsmail ARSLAN

İkazlar

İsmail ARSLAN

Üzerime, bir hemcinsim olmanız sebebi ile vecibe olan bir ikazda bulunmak istiyorum:
Sizi kimsenin, Allah ile aldatmasına izin vermeyin.
Adem Peygamberden son Peygamber'e kadar hiç değişmeden gelen ve müntesiplerine müslüman denilen ilkeler dine olan İslama tabii olun, ama dini, emel kağnılarına öküz niyetine koşanlardan uzak durun.
*
Bendeniz 12 eylül öncesi Ülkü derneğinden çıkan, şimdiki ben yaşlardaki bir amcayı yolun karşısındaki Dev-Soldan çıkan gencin kurşunlayıp öldürdüğünü görmüş biri olarak derim ki, ey milleti kamplaştıranlar yolunuz yol değil.
O amcanın elinde evine götürdüğü bir helva paketi vardı, lakin o helvayı tüm millet yedi 12 Eylülde. Sanmayın ki askeri darbe işleri artık bitti, olmaz o, olmaz belki, ama bu germelerden daha berbat işlet de doğabilir.
Herkes ayağını denk alsın derim.
*
İstisnaları elbette vardır, lakin yurdum insanından şu çiftlikçilere, saadet zincirlerine para kaptıranların kahır ekseri, başını sokacak bir yuva, çoluk çocuk sağlam bir yemek derdinde, biraz parası da olsa, esasen gariban sınıfından olanlar. Yani hak ettikleri yaşamdan alıkonulmuş ve o yaşama ulaşabilmek için hafif  kumara sapmış zavallılar.
O kadar çoklar ki, kandır kandır görülmüyor dibi menbaın.
Soru şu: Devlet ne işe yarar bu durumda?
*
Kediyi, köpeği, muhabbet kuşunu tabii ki seviyorum. Ancak hiç birisinin sevgisi, insanı sevmenin kıyısına yanaşamaz.

Bir insan bir ezaya uğradığında, bir perişanlığa maruz kaldığında, ne halt yemiş olursa olsun, bundan ferahlanıp:

"Hak etti şerefsiz"
"Oh olsun, layığını buldu" ile beşaretinin çanına ot tıkayana Mevlana'nın dediğini derim:

O içmiş; ama sen sarhoş olmuşun.

2 kişi içki içen birini kuytuda darp ederken Mevlana onları görünce diyor ki: o içmiş ama siz sarhoş olmuşsunuz.
*
Tamam din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması kalıplı laiklikten haz etmiyorsunuz, ama kafanızdaki din, dünyaya hakim olsa, fikrinizden olmayan bırakın gayrımüslim, müslümanın bile, kızı size cariye, malı ganimet, canı helal iken, Allah, şerrinizden insanlığı, işte böyle koruyor.
*
Her yaşanan, dönemine özgü yaşanıyor. 100 yıl öncenin şartları ile, bu anın şartları bir olmadığı gibi, imkan ve imkansızlıkları da bir değildir.
Dün ile kavga edilmez, o ve dönemi geçti gitti.
Yarın ve yarının ortamı da henüz doğmadı.
Bugünü hakkını vererek yaşamaya bakmamız gerekiyor. 
Ama 100 yıl önce de, şimdi de kurtarıcı bekleyenleri oyuncak edenler hep vardılar ve tetikte idiler..
Toplumları kurtarıcılara değil, sağlam ilkelere tabiiyet kurtarır.
Adalet, liyakat, denetlenebilirlik, muhakeme gibi kıymetleri önceleyen medeniyetler ilerileri görecek, diğer her idare yem olacaktır.
*
18 yaş ve altı çocuktur ve çocuğa yönelik her tarz cinsel içerikli saldırı ve mesajların en ağır ceza i müeyyide ile bertaraf edilmesi devletten beklenendir. Dolayısıyla sosyal ve sanal dünyada bu yaklaşım asla ihmal edilemez. Devlet bir yandan suç yollarına parke taşı döşeyen ve suçu teşvik eden, diğer yandan suçu cezalandıran bir mekanizma kurgulayamaz. Dizi ve filmlerde, ürün reklamlarında  çocukları cinsel objeler olarak lanse eden tüm kurgular başta olmak üzere, çocukları cinsellikle anan her türlü neşriyat denetlenmeli ve engellenmelidir..

Henüz girmiş onüç ondört yaşına edalı işveli köylü güzeli diye şarkı söyleyip göbek atanlar bunu da nereden çıkarıyorsun diyecektir haliyle, ama böyle işte.
*
Dün zayıf bırakıldıkları için horlanarak, hak ve özgürlüklerinden mahrum edilen "bu ülkede biz de varız" diyenler, bugün kuvvet bulup nüfus sahibi olduklarında "biz ve diğerleri" yaklaşımı ile kendilerinden olmayanları zayıflatarak yaşama biçimlerini yok sayıp, itibarsızlaştırma peşinde iseler, yarın sadece bir rövanştan ibaret olacaktır.
Av.İsmail Arslan

Yazarın Diğer Yazıları