İlkeleri olmalı insanın. Liderine, o ilkelere ihtimamı ile orantılı bir tabiiyeti olmalı. Lideri, mesela adaleti terk ettiğinde, onun hatasında, onunla olmamalı.
Bizim bu topraklarda ifrat ve tefrit çok revaçtadır. Ya dibine kadar sevgi ve itaat, ya da nefret ve muhalefet..
Atatürk, İnönü, Menderes, Özal ve Erdoğan misal.
Hata yapma payı verilmez sevenlerince ve sevmeyenlerince de doğru işleri asla olmamıştır.
Buralarda ilkeler değil, karizma ne diyorsa odur.
Bu böyle devam ettikçe de burnu sürtülmeye devam eder buraların insanının. Kişi yönetir ya da yönetemez, başarmış veya başarısız olmuşlardan, ilkelere ve sisteme sıçramadıkça, tepemize bir binen hep olacaktır. Net.
*
Siması nurlu imiş diye az aldanmadı Ortadoğu insanı. 2 kreme, badem veya hindistancevizi yağına bakar o nur, sen sözüne, fiilin bak. Siması nurlu nicesi, nicesini perperişan etti. Nuru kim gördü de, kime ne pazarlıyor bu devirde. Dediğim gibi bir aydınlık sima ise nur sandığınız, yağla, bakımla kolay o iş, siz amele ve söze bakın. Allah ve din söylemi ile geçinen, mala mülke garkolanların alayından beri durmanız lehinizedir.
*
Bir adım daha atabilecek miyiz, bilemediğimiz hayatta, ne planlar peşindeyiz, farkındasınızdır.
Evet bizi ayakta tutan ümidimiz, ama varımızı tüketen de esasen hesapsız telaşımız.
*
Takvimin 53 dediği bu gün anlamlı bir mesaj paylaşmak istedim sizlerle:
Rapor % 81 engelli diyor. 2014 Haziran ayında geçirdiğim sağ kısmi felç sonrası, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olabilmem için vermem gereken tek ders sınavına 3 ay sonra bu halde girdim ve mezun oldum şükür, avukatlık stajımı da felçli olarak aktif şekilde yaptım ve halen avukat olarak, özellikle vergi hukuku alanında çalışıyorum.
Engel sizi yaşamaktan alıkoymaz, sizi, sizin kendinize inançsızlığınız hayattan koparır. Eğer o pıhtı damarı tıkadığında yoğun bakımdan çıkamasa idim, tamamdı, serüvenim orada sonlanmıştı, eyvallah, lakin ölmedim ve hayat madem devam ediyor, yok öyle ben oynamıyorum lüksü ki bu, hem kendime, hem benimle ilişikli her hayat sahibine ciddi eziyetten başka bir şey olmazdı. Hamd olsun ki Allah, lutfetti, hakkı müdafaa ile meşgul ediyor beni ve umarım hak üzere de son nefesimi verinceye kadar sabit kılar.
Kişi, kendinden razı olmadan, Rabbinin rızasını ummamalıdır. İnsanın içine vicdanı yerleştiren, esasen Kendisinin hoşnutluğu ve gadabının ölçeğinı de insana vermiştir. Vicdan içimizdeki Tanrı Sesidir, vicdanı rahatsız eden ne varsa terk ile, Onu hoşnut etmek mümkündür.