Kasıntının teki...
Hep kasılmaya programlanmış olmalı... Onda acziyet yadırganır!
Güleç biri...
Surat astığı an bittiği andır!
Sert ve olgun abi...
Cıvıklık karizmasını çizer!
Mıymıy bir şey...
O asla asil olamaz!
Çapkın, duygusuzun teki...
'Aşık olmuş' Hadi be, inanmam!
Dindardır...
Hele bir bir yasakta görülsün, 'Vay vay! Saman altçı seni!'
Güzel şarkı söyler senelerdir...
Bu ne ya! -boğaz sorunu var- Katır gibi çıkıyor sesi!
Mütevazidir...
Kibir bana yakışır abi, sen uza bundan!
Dinle filan işi olmazlar familyasından...
Camide görmüşler, hu'cu mu olacak yoksa bu!
İçmez...
İçtiği gün tefe konulur!
Ne görüntü yakalamışsa osun sen başkası için.
Seni seninle değil, gördüğü ve zabtettiği ile bilir muhatap.
Şahitlik ayrı iş...
Tanrılık ayrı...
Aslında yargıçlık zanaati çok tehlikeli bir uğraştır...
Hükmü tuttursan da tutturmasan da hayrı yok.
An an yaşanan dünyada geçenin ve sıfatların peşindekiler, çöplük deşeleyicileridir.
İnsan yaşamı zaman zaman yaşar...
Yaşayanın bir sonraki anda hangi halde olduğunu kim bilebilir?
Burnunu vazifesi olmayan işe sokanın canına okuyacaklarmış mahşerde!
*
Kendisine hac kurası çıkmayan Urfalı amca "Allah Nemrut'un belasını versin!" demiş...
Yanındaki "Amin de hac ile ne alakası var? demişler...
Urfalı amca cevap vermiş:
"Alakası olmaz mı? O kâfir, İbrahim (aleyhisselam) ile iyi geçinseydi Kâbe Urfa'ya yapılacaktı. Biz de her sene bedava hac yapacaktık."
Fıkramız iktibastır