İsmail ARSLAN

Kadim Yazıtlar

İsmail ARSLAN

Duyargalarımızda sorun var. Hassas değiller. Eski lekeler, yıpranmışlıklar o kadar çok ki, duyarlılıkları neredeyse yok olmuş...

Eğer bir şey/biri bizim içinse/değilse ve biz o bir şeyle/biriyle iletişimimizden önce bunu hissedemiyorsak sorunu anlayabiliriz. Hatta bir 'acaba' da varsa o biri ya da bir şey ile ilgili sorun kronik bir dert halinde demektir.

Örneğin ilk bakışta aşk çok olağan olmalıydı insan için. görür görmez 'işte bu' demek ya da. böyle bir donanımı var varlığımızın. Buna özgü hislerimizin canlılığı ile gerçekte yakalayamamanın arasındaki bocalama bizi kemiriyor ve yok ediyor.

O kadar yara bere alınmış ki, güven, doğrusu inanç o kadar zaafa uğramış ki tamiratla uğraşmak bir ömre mal olabiliyor.

Ne yapmak lazım?

Geçmişi geleceğe taşıtmamak ve geleceğin üzerine kurgulu planları abartmamak... Beklentilerle değil, var olanla ilgilenmek... Duyargaları idmanlarla güçlendirmek...
Şöyle inanıyorum:

Selin, Kazım'ın dostu, Can'ın nefret ettiği, Selma'nın biriciği, Ayşe'nin bir halta yaramaz gördüğü ise; dört ayrı insana dört ayrı ve hatta zıt yüzü varsa Selin'in ve aslında bunların hiçbiri Selin'in dört dörtlük görüntüsü değilse, Selin bir başkaya daha başka bir şey, daha da farklı yansıyabiliyorsa; önce buradan başlamak lazım diye düşünüyorum. Damgalamamak ve gördüğü ile tanımlamamak... Duyargalar zayıf ve hasarlı ya, tutturamama ihtimali çok kuvvetli çünkü. 'bir kişi bin sıfatla arz ı endam edebiliyorsa, onu bir sıfata yapıştırmak bizim görgümüzün zayıflığındandır'ı fark etmek...

Bunun birinci adımı önce kendisiyle barışması insanın. İyi kötü doğru yanlışlarını kendileştirmesi... Biraz rahat olması ve akışına bırakması. koklamak kısaca... Siparişle edindiği her şeyden sıyrılıp, dıpdızlak varlığı ile yüzleşmesi... Sanık hissetmemesi ve sonra yargıçlığı terk etmesi.

Oluyorsa oluyordur, olmuyorsa olmamanın yorganını yaktığımızda sonuçta kendi gerimiz açıkta kalır, başka değil... Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
-- 
Hızma üzerine bir not:

Bugünün kadınlarının ayaklarına taktıkları halhal ile burunlarına taktıkları hızma/halka/küpe geçmişte yalnızca köle ve cariyeleri tanımak için kullanılan işaretlerdi. Köleliğin ve cariyeliğin işareti olan halhal ve hızma modern hayatta kadınların süs aracına dönüştürülmüştür. Aslında modern hayatı kurgulayanlar, halhal ve hızmayı süs aracı olarak dayatırken ne yaptıklarının bilincindedirler. Gerçekte modern kadını da vahşi kapitalizmin bir parçası olarak algıladıklarından, onları modern bir köle ve cariyeye dönüştürmüşlerdir. Bunu yaparken de modayı kullanmış, dünün köle ve cariyesinden bugünün modern köle ve cariyesi çıkarmışlardır. Böylece hâkim olan kültürün duygusunu okşayan ritüeller icat edilmiştir... İktibas
--
Baş dönmesi, denge problemi yaşayanlar bir kbb uzmanına görünmelidirler. Kristal sorunu kökenli ise problem, manevra ile çözümlenir, beyni besleyen damarlarda darlık da bu soruna sebep olabilir ki bu durum boyun ultrasonu ile teşhis edilebiliyor, kan basıncı yetersiz ise özel tedavi gerektirebilir, umumen su içmeyi çoğaltmak ve içilen suyu alkali hale getirmek tek başına bile bu sorundan en az etkilenmenize vesile olacaktır. Bunları bu sorunu yaşamış biri olarak, alanında uzman bir profesörden aldığım bilgi ile paylaşmak istedim. Bu konuda ayrıntı, uzmanlarından talep edilsin. 
Bendeniz suyu alkali hale getirmek için basit bir yöntem kullanıyorum. İngiliz karbonat bir bardak suya yarım çay kaşığı çok bile
Kristal manevrası ile ilgili nette bir çok manevra videosu var. Bendenize tatbik edilen gözleri kapatıp kanapede başı tamamen sağa çevirip önce sağ sonra hiç pozisyonu bozmadan sola uzanmak ve doğrulup direkt karşıya bakmak ve bu hareketi üç defa tekrarlamaktı ki daha ilk yapışta baş dönmesi sonlandı Allah'ın izniyle ve bunu günde üç beş defa tekrarlamak. Bir iki gün devam isabetli oluyor
 
 

Yazarın Diğer Yazıları