Tüm azaları yerli yerinde olup yaşamayı beceremeyenler mi, engeline rağmen hayata tutunanlar mı?
10-16 Mayıs Engelliler Haftası kutlama değil, farkındalık içindir
Herkes yaşamının bir yerlerinde bedensel, veya zihinsel bir engel ile muhatap olabilir, engellilere, bu gerçeği hatırlayarak, empati yapılması isabetlidir.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun'un 1. maddesinin ilerleyen yüzyıllarda uygulamaya koyulması ümidiyle;
1. MADDE
"Engellilerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır. Bu kanun engellileri, ailelerini, engellilere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar.”
*
"Engelliler haftası vesilesiyle, kimleri engellemeliyiz:
1. Bir güruh var; bunlar sadece siyaseten yazar. Aslında yazdığı gibi değildir. Senden benden bir farkı yoktur yaşantı olarak. Ama yazmaya gelince ya birilerine yaranıp nemalanmak ya da göze girip kendi çelişkisini ferahlatmak için döşenir. Bunların derdi eleştiri değildir. Ne yazdığınıza bile bakmazlar.
2. Örgütçüler: bunların paylaşım umurlarında değildir. Örgüt yaz demiştir grup halinde gelip yazarlar.
3. Kimlikçiler: Bunlar için yazılanın bir anlamı yoktur. Zaten çoğu yazılanı anlamaz. Ama yazan kişi muhtemelen kendilerine karşıt gördükleri bir kişidir. O nedenle ne yazarsa yazsın linç edilmelidir.
4. Kendine müslümanlar: bunlar objektiviteden nefret eden bir kitledir. Başkasının başına geldiğinde umursamaz oldukları bir konu kendi başlarına geldiğinde hassaslık kumkuması haline gelirler. Sen bunu hatırlattığında ise aniden terbiyesizleşirler.
5. Kahvehane esnafı: bunlar tartışmayı bilmez. Kendilerine ait bir fikirleri de yoktur. Bunlarla aynı ortamda bulunmak da konuşmak da gereksizdir.
6. Yancılar: bunların ya kendilerine ait bir fikirleri yoktur ya da dile getirecek cesaretleri yoktur. O nedenle sürekli, abuk bir yoruma beğeni koyarlar. Bir başka gönderide tam tersi bir yorumda da beğenilerini görebilirsiniz.
7. Yarı cahiller: bunlar aslında iyiniyetli olsalar da, nazik, saygılı olsalar da gruptaki bu konjonktürü bilmedikleri için yukarıdaki gruplara farkında olmadan su taşırlar. Kullanılmaya en müsait gruptur. Başkaca hesapların görülmesi hususunda meze yapıldıklarını anladıklarında çok geç olur.
Av. Şahin Kucuksuslu"
*
Her şehirde tek bir yönetim organizasyonu kurgulanmalı. Vali, belediye başkanı sistematiğinden vazgeçilerek, tüm yönetimsel yetkiler seçimle oluşturulan il meclisine verilmeli ve her şehrin seçilmiş bir başkanı olmalı.
Buradan başlanabilir mesela değişime.
*
Belediyelerin bir kuruş bile STK'na yardım çıkarması yasaklanmalıdır. Hiç bir başkanın, kendi ideolojisi yönünce farklı kliğe, şehrin parasını verme hakkı olamaz. Sağ diyorsun, bu var, sol diyorsun, var.
*
Tüm mekanizmasını karizmatik lider üzerine kuran her idari yapı bir yerinden pırt yapmaya mahkumdur.
Sistem odur ki, kişi ile kaim değildir. Nitekim lider dediğimiz son son insandır ve insanın başına, yaşarken envai çeşit iş gelebilir, dahası insan ölebilir.
İlke bazlı yönetim sistematiğinde her yönetici işini yapar ve birinin başına bir iş geldiğinde, düzen yıkılmaz, o kişinin işini belirlenmiş ilkelerle, bir başkası yapar.
*
Hawking "yapay zeka" tehlikesine işaret etmişti ölmeden önce.
Bekliyorum, bulunduğunu biliyorum da bakalım ne zaman piyasaya çıkaracaklar. O yapay zekadan daha ilginç bir keşif var aslında.
"Beyin ile koordine olabilen harici bilgi depocukları"
Yani takıyorsun çhipi, tıp bilimine dair ne varsa anında sende...
Hukuk, felsefe, bilumum mühendislik.
1990 yılında Ankara Gima'nın yabancı müdürü şunu söylemiş bir arkadaşıma: "İnsanların el derisi altına takılı çhipler geliştirildi. Alışverişte para kullanılmayacak. Alacağını alacaksın, çıkarken sistem senin maaşından aldığının tutarını otomatik düşecek. Sisteme kayıtlı değilsen, gelirinden fazla tüketimin var ise problemin var demektir."
Bu koordinasyon piyasaya çıktığında okumak bitecek, öğretim de...
Peki ne olacak bu kadar bacasız endüstrinin akıbeti?
İşte bundan dolayı geciktirdikçe geciktiriyorlar nice buluşu kocaman kocaman toplum mühendiscikleri...
Bu virüsler falan da hep nüfus azaltma projesi gibi.
Akıbetiniz hayr ola.
*
Nice 80 yaşlarında insanlar tanıdım, hala yat alıp kat satıyorlar. Bellerini doğrultamıyorlar; lakin, döviz büfesinin ışıklı tabelasında doların kaç para olduğunu görebilmek için başlarını doğrultabiliyorlar.
Bu cemiyette öyle variyet sahipleri vardır ki, en yakın akrabası, dostu, akranı, komşusu borç batağının içindedir, fakirdir, muhtaçtır da, onlara karşı "oh olsun" edasındadır ve sosyal yapıdaki konum, mevki ve itibarına Allah rızası sosu bulayarak, nice görkemli faaliyete de ihtişamlı destekler vermektedirler.
Ey okuyucu, en çok dinden bahsedenler de işte onlardır.