İsmail ARSLAN

Kısa ve net konu nedir?

İsmail ARSLAN

Bazı arkadaşlar, bendenize sitem ederek Türkiye, tarihinin en büyük beka sorununun tam göbeğindeyken, yönetime, sisteme yönelik eleştirilerimin, hakikati fark edememe ve dolayısıyla yanlış muhakeme ürünü olduğunu, asıl mevzunun yanında dikkat çektiğim aksaklıkların bir ehemmiyeti olmadığını ifade ediyorlar. Oysa bendeniz ahlaktan kıymetli ve öncelikli sorunumuz olmadığı konusunda ısrarlıyım. Zira tüm sorunlarımızın çözümü ahlaki donanımdır. Biz Allah'ın razı olacağı bir hayatı yaşamaya odaklanır isek, Allah da bizi muhafaza edecek ve selamete erdirecektir. Aksi durumda bizi helak ederek, dinini cidden yaşayacak milletler halk edecek olan da elbette Odur.
-- 
Mevzunun özü şu: Zaten milyon milyon göçmüşlerdi ve son kalan adam gibi adamlar da Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında gittiler, geride döküntüler kaldı ve onların evlatlarından da bu nesil geldi. Bizim bu duruma izah budur. Yeni bir ihya lazım. Delikanlı ruh, adam gibi adamlar lazım. 
Dini imanı kolaycılık iltimas köşe kapmacalık olanlarla bir istikbal beklentisi ahmaklıktır. 
Internet üzerinden inek satana kısa yoldan zengin olmak için para kaptıranla, cennete hesapsız girmek için tarikata girip ahlaksız yaşamını terk etmeden şeyhinin onu koyun cebinde sırattan geçireceğine inanan aynı zibididir.
Kısa ve net konu bu.
--
Devlete sızarak, devletin imkanlarını sadece kendi inandığı ve savunduğu şeylere hizmete tahsis niyetinde olan kim olursa olsun hain muamelesi görmüyor ise, onu muteber tutan da ihanet ehlidir.

Kese ve kasasını doldurmak, ego ve hevesini doyurmak için din ve mukaddesatı kullanan müslümanlar, bilinen en tehlikeli düşmandan daha tehlikelidirler. Böyleler her zeminde sadece çıkarlarını gözetir ve emelleri için her türlü melanete bulaşmayı caiz görürler. Fark edilmeleri de imkansızdır. Bu sebeple ahlak, ibadetten daha önemli bir ayraçtır. Kişinin ibadetine değil, muamelesine bakmak gerekir.
-- 
Haraç vermemek için bir gayrete girdiğinde oluyor; her ne oluyor ise...

Başa kim gelirse gelsin, dinli dinsiz hiç fark etmez; yıllık 60-100 milyar dolar faiz görünümlü o haracı vermez isen, seni makarna üstüne sos yaparlar!

E ne yapacağız yani?

Ölüm fikrini öldürmedikçe hiç bir şey yapamayacağız!
Ya da paşalar gibi kusturmalarına asla ses çıkarmayacağız.
--
Türkiye, devrik cümle cumhuriyetidir.

Yüklem özne, özne yüklemdir.

Bu topraklarda "hizmetinize talibim" demek "tepenize bineceğim" demektir.

Fırsat ve zemin bulunca istisnasız, hakimiyetlerinin bir yerinde, "idealize ettikleri yaşamı" hizmetlerine talip olduklarına giydirirler.

Başka bir mevzu da şu:

Bu ülkede sanayiciler sanayiden para kazanmazlar. Kazandıkları parayı çevirmekten kazanırlar. Bu ülkede herkes batabilir; ama paradan para kazanan batmaz. 20.000 lira sermaye ile pazarcılık yapan adam 10 yıl sonra ak düşmüş saçları buruşmuş suratı ve hala geçim derdi ile anılırken, bir memuru 20.000 lira borçlandırmış ve hasbelkader icraya düşürmüş bir çakma tefeci 10 yıl sonra o memurdan 50.000 kazanmamış ise aptalın tekidir. 

Bu ülke bu haldeyken din de oyuncaktır, dinsizlik de...
-- 
Cumhurbaşkanı doğru bir noktaya temas ediyor, hakikaten Sultan Ahmet Camisini dolduramayan, mahallesindeki küçük camiye namaza gitmezken, o caminin 100 metre ilerisine cami yapılması için hayır yapan millete bu din işlerinde güvenilir mi?
 
 

Yazarın Diğer Yazıları