İsmail ARSLAN

Liyakat

İsmail ARSLAN

Sağlam bir itikad ile tüm yardımı Allah'a tahsis etmekte yanılma payı asla yoktur, lakin himmet, şefaat ve başarıyı Allah'tan gayrına, kıyı köşesinden bile isnad, tüm dini yıkabilir. Himmet Allah diyen, talebinde ve yönelişinde samimi ise, kurbiyeti nispetinde, Allah dilerse, onun işini düşmanına dahi gördürebilir. Ancak zerre şirk bulaşırsa talebine, işinin görülmesi bile, esasta felaketidir.
*
Tanrıyı toptan reddeden, tanrıya şirk koşandan ve her iki taife, münafıktan kat kat eftaldirler. Bir tanrı tanımaz, tanrıya ortak kabul eden müşrikten daha makbuldür ve üstelik kabul etmemesine rağmen, menfaati icabı kabulcü görüntü veren bir münafık ile asla kıyas edilemez.
Açıkçası  kişinin neye inandığı veya inanmadığı söyleminin bendenizde bir karşılığı yoktur. Eylemine, haline, tavrına, muamelesine bakarım.
Adil bir tanrı tanımaz, alnı secdeden kalkmayan bir adalet celladından bu ölçütte daha makbul çıkar ise, hesabımı vereceğim Mercii, bana aleyhime bir şey demeyecektir.
*
Zavallı, saf çocuk sadece ilgi görmek, beğenilmek, sevgi beklentisi ile, çekirdek aile dışından ona yakın davranan birine yaklaşma fırsatı veriyor ve o biri, sonrasında, onun tüm hayallerini tırpanlayınca, ne yapacağını bilemez halde yaşamda savruluyor. İşte zamanın aşk meşk, flört martavallarının çoğunun aslı esası bu kadardan ibaret.
Yok bu çocukların civarlarında, bir karşılık gözetmeden, emeline, nasihatını malzeme etmeden 'ey evlat! İnsan denen mahluk, hevesi için vampire dönüşmede uzmanlaşmış bir yaratıktır, aldanma' diyecek bir ağabeyi, amca, teyze, veya dostu.
Taşlar bile ağlıyorlar olsa gerek, insanın bu gaddarlığına!
*
Bu ülkenin önünü sadece liyakat açacaktır. Her nevi makam ve ünvan sadece ehil olanlara ilkeleri gözetmek şartı ile emanet edilirse yol alabilmek mümkün olacaktır. Falan bizim partiden, filan cemaatimizden ile değil, adaleti gözetir, işinin ehlidir ile tercihleme yapılması şarttır.
Devletlerin dini adalettir. Yurttaşların tek kıymetli variyeti  vicdanlarının sesidir.
*
Moğollar neredeyse Asya ve Avrupa'ya hakim olmak üzere iken, neden darmadağın oldular ve başaramadılar, söyleyeyim:
Cengiz Han'ın ilkelerini ağızlarında sakız eden ve sözde bırakan önderleri, ganimet, menfaat yarışına girdiler, ilkeleri değil, önderlerini kutsadılar.
İnsan ise mevzu, malum nefs daima kendine çalışır. Hata hatayı doğurur.  Nizam olmayınca ilkeler havaya savrulur ve aldanma, aldatma meşrulaşır.
Ülkeleri ilkeler ayakta tutar, liderler değil.
 

Yazarın Diğer Yazıları