"Unutmayınız ki Cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir." Mustafa Kemal Atatürk....
*
İmam Azam kişinin Arapçayı öğrenene kadar ibadetini kendi dili ile yapmasını uygun buluyor diye biliyorum ki anlamını, muhtevasını bilmeden Kur'an'dan, namazda, 100 sayfa okuması yerine, anlamına, muhtevasına hakim olduğu 3 ayeti okuması yeğdir kanaatindeyim bendeniz de.
Anlamadığı bir metni ibadetine temel edeni, birileri, o eylemle rahatlıkla emeline kul edebilir ki bu sebeple Kur'an'ın anlaşılması en çok da, emeli için dini kullananların kaçındırdığı, yasak saydıkları bir gayret olmuştur her zaman.
Zira tevhid ve iyi insan olmak gibi açık öğütler ortada iken, o zaman ne ile gayelerine hizmet ettirebilecekler inananları. En güzeli siz anlamazsınız diyerek kendi algılarını dinleştirmektir onlar için.
*
Sonra yaşamaktan şikayet ediyorsun. Aslında sen, sana yaşam engelisin. İstiyor; ama yapamıyorsun. Yapabilmek ise, bir küçük parmak hareketi, bir dağı kaldıran. Kır ve gel... Ya da nasıl olsa geçiyor zaman.
*
Bir hak müdafii iseniz ara bulamaz, daim haktan yana kalma mecburiyetiniz vardır. Arabuluculuk, sen şundan, sen de bundan vaz geç, şurada buluşunculuk mesleği olduğuna göre, hak müdafiinden ara bulmasını ummak, mesleğin tabiatına muhaliftir.
Bu minvalde arabulmak da hukukun içinde olduğuna göre, hak müdafii mesleği, adalet sistematiğinde ayrıştırılmalı ve sair her meslek mensubuna da arabuluculuk yetkisi verilmelidir ve arabulucuya başvurmak ihtiyari olmalıdır. Arayı bulamayanlar, bulamayacaklar, bir hak ihlali iddiası olanlar bilmecburi hak müdafiine yönlendirilmelidirler, bu işin oluru budur.
*
Bir belediye başkan adayı hiç bir partiye bende olmayan, haktan gayrı kaygısı bulunmayan, makama geldikten sonra eşini, dostunu imkanlardan sakındıracak, mal varlığında artış olursa müsadere edilmesine razı olacak biri olmalıdır.
**
Bu çocuk gelin işinde çözüm için Diyanet'e bu konuda görev vermek hem denetim, hem de sosyal gerçekliğe uyum için bir çıkar yol olacaktır. Böylece dini nikahı kıyma yetkisi olan kişi, resmi nikah yetkisi olan da olunca, şartları taşımayanların nikahlarını kıyarsa başına alacağı belayı bileceği için, her şey yoluna girecektir. Buna tevessül edenleri de ihbar yükümlülüğü kesinlikle olmalı. Nikah için müsait olanların dini ve resmi nikahlarının kıyılması vazifesinin Diyanete verilmesi çok boyutlu bir çözüm olacaktır.