İsmail ARSLAN

Mülkiyet

İsmail ARSLAN

Ruhlar kalite kalite...

Bazı ruhlar emek çektiklerinin üzerine işemeyi hak bilir; bazıları da ter akıttıklarını mülk edinirler...

Mülkiyet var oldukça insan doğal olmayan nedenlerden ölmeye devam edecektir.
*
Aslında ince bir ayar var tüm bu kabalığın gözüne gözüne. Hani yırtınsanız bazen olmuyordur ya, bu incenin işleri hep.
Ortam tamamdır, senaryo, sahne, kurgu, ışık, enerji hepsi ayardadır da olmuyordur, bin yıl düşünseniz yapmayacağınız bir aptallık, bir aksaklık bir anda siz nedenli ya da nedensiz ortaya çıkıveriyordur; tıpkı normal gidişatta bin yıl etkileyemeyeceğiniz birinin bir anda başının döndüğüne şahit olduğunuz gibi, tersinden ve düzünden iki ikidircesine.
Kimi buna kader diyor, kimi kozmik denge, kimi olasılıklar hegemonyası, kimi dikiş nakış işi, kimi de saçmalık... Fakat var böyle bir şey ismi lazım olmasa da.
Biliyorum bir kayıp yok ve bir kazanç da. Havanın atmosferde bir bölgeye yığılma yapmadığı ve bir bardak sudaki damlalar gibi... Getirisi götürüsü bir biçimde kendi dengesinde...
Ve suyu kaynatırdı eskiler. Oldu oldu; olmadı çay demlerlerdi...
Sukunet fırtına annesidir ve fırtına daima sukunet doğurur. Yıllanmış kuruntu sözlerde hep yazılıdır bunlar...
İnsan ise her yeni doğumda sıfırlar.
*
Bu kaçıncı tekerrürü tarihte boykot mevzusunun!
İsrail firmaları Türk ve Türk firmaları İsrail mallarına boykot uyguluyorlar yine.
Bir zaman geçince her şey eskisinden daha fazla yakınlaşmaya evriliyor ama.
Çok niteliksiz işler bu işler!
*
Hatasında yanında olmadığında, ya da içindeki öküzü pohpohlamadığında, veya yanlış söz ve işinde sırtını sıvazlamadığın için, seni öküz niyetine kullanmaya niyetlenip, kağnısının boyunduruğunu boynuna geçiren ve sırtında kamçı şaklatanın adı anılınca, dünyadaki tüm insanların ortak refleksi surat buruşukluğudur.
*
İnsanın insanı sevmesi tabiidir; sevdiğinin ufak tefek hatalarını görmezden gelmesi de anlaşılabilir. Tabii olmayan, fahiş, çok açık hataları, sırf sevmeden dolayı, doğru kabul edip, hatalının, hatada olduğunu inkar etmektir. İnkardan da öte, başkalara da ‘doğru budur’ diye dayatma saçmalığı vardır ki ki bu, insan erdeminin kalbinde dinamit patlatmaya eşdeğer dehşet bir suçtur!
Felçli birini maraton koşmaya ikna etmek mümkün olabilir, ama liderine kör itaat ile teslim birini, onun da hata yapabileceğine inandırmak mümkün değildir.
Güce, hükmetmeye tav olmuş birini de konumundan vazgeçirmek imkansızdır.
*
Hilafetin kaldırıldığı dönemde, varlığı sadece Hintli müslümanların ilgisini çekiyordu. İslam dünyasında ağırlığı zaten hiç kalmamıştı.
Ayrıca Osmanlı, ahlak ve medeniyet anlamında yaşadığı çöküşü, neoosmanlılar ne kadar yırtınırsa yırtınsın asla garba bağlanamayacak şekilde değerler anlamında iflas etmişti. Garp ileriye atak yaptıkça, geri vites manevra yapan Osmanlı yavaş yavaş çürümüş ve cumhuriyetten önce son bulmuştur.
Tekke ve zaviyeler ihanetin ve menfaatperestlerin yuvaları olmuş, sultanlar safahat düşkünleri olarak tarihe isimlerini yazdırmışlardı istisnalar hariç olmak kaydıyla.

Hilafeti İngiliz, Amerika'ya peşkeş çektiği bu coğrafyada, yeniden ihya edecektir İslam dünyasını idare edemez duruma gelirlerse, atarlar bir halife kör itaat diye yırtınan özellikle Kürt Teali kökenli tarikat ehli ilk olarak tabi olurlar.
 

Yazarın Diğer Yazıları