Birine, onda var olmayan meziyetlerle övgüler düzmek, onu o meziyetlerle donatmaz. Bilakis övenin acziyeti ve övülenin çaresizliğini artırır. Bugünlerde bir kesimin olmasını istediği şeylerin olabilmesi için, bel bağladığı nicesi var ki ne onlarda bu yükleri taşıyabilecek kapasite ve ne de inanç vardır. Ama ihtiras ve kibir yansıtma yoluyla kendine bir hamal illa ki buluyor. Buluyor, ama yok işte ruh. Zayi olan emekler ve ömürler çöplüğü Anadolu.
Savunma mekanizması hemen harekete geçiyor ve olumsuzluk anında dışa tahvil ediliyor olsa da, esasen problem en içeride.
Yok işte maalesef yok. O ruh yok.
*
Bizde hastalık durumunda ateşe karşı aşırı bir hassasiyet gelişmiş milletçe, bebeklerde havale geçirme mevzusu kökenli olsa gerek, ateşi düşürmek için hemen ilaca tevessül ediyoruz, oysa ateş, bağışıklık sisteminin enfeksiyon ile savaşmasının alametidir ve özellikle ateşi çok yükselmiyorsa, düşürmemek daha sağlıklı bir yöntemdir enfeksiyon ve kanser ile savaşta. Farklı bir kaç makalede okuduğum saptamaların özeti budur.
"
Bizde neden idam yok ve şu an neden olamaz?
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi taraflarındanız. Sözleşmeye taraf ülkelerde idam cezası yok. ABD bu sözleşmeye taraf değil ve onlarda idam var.
Mevzu kısaca böyle ve hakikatte de sağlıklı işleyen bir adalet mekanizması olmayan ülkelerde idam cezası cinayetle eşdeğerdir. Yanlış muhakeme ile bir cana kıymak çok mümkündür zira.
*
Türkiye şartlarında gece 3 gibi dışarıda olan kadına tecavüz edene ceza indirimi düşünen kişi, kör itaat ile teslim olduğu şeyhi tarafından badelendiğinde yeri göğü yırtan oluyor niyeyse.
Halbuki devlet denilen mekanizmanın meşruiyetinin temel sebebi gece üç ile gündüz üçte aynı güvenliği tesis sözü vermesidir.
Oysa değil devlet, birleşmiş milletler bile kör itaat ile, efendisinin her isteğini yerine getirmeye hazırı, onun belasından kurtaramaz.
Yani kadına tecavüze kılıf için gece üçte dışarı çıkmış, hak etmiş diyen dangalakların hak ettikleri tek şey, badelenmeleri olacaktır.