İsmail ARSLAN

Neden olmuyor ve olmayacak

İsmail ARSLAN

Hazreti Ömer (radıyallahu anh) bir gün hutbede: "ey insanlar, dinleyin ve itaat edin!" deyince, bir sahabi hemen yerinden fırlayarak: "ne dinler, ne de itaat ederiz!" dedi. İslâm devletinin halifesi, ona neden böyle cevap verdiğini sorunca: "Yâ Ömer! Giymiş olduğun bu elbisenin hesabını vermedikçe, seni dinlemeyecek ve sana itaat etmeyeceğiz! Beytülmâlden sana da, bana da aynı kumaş düşmüştü. Ben kendi hakkıma düşen miktardan bir elbise yaptıramadım. ama görüyorum ki sen kendine bir elbise yaptırmışsın. Bu nasıl oldu?" Adalet timsali Ömer, hiçbir söz söylemeden eliyle oğlu Abdullah'a işaret ederek: "Kalk oğlum, bu elbisenin hikâyesini anlat!" dedi. Bunun üzerine Abdullah ayağa kalkarak şöyle dedi: "Bana da, babama da birer parça kumaş düşmüştü. Ben hakkımı ona verdim. Şu anda üzerinde gördüğünüz elbise ikimizin hakkından meydana gelmiş bir elbisedir."
--
Fikrinden asla dönmediğini, hiç yanılmadığını, herhangi bir his, söz ve fiilinden dolayı asla pişmanlık duymadığını söyleyen birinden çekindiğim kadar hiç kimseden çekinmem.

Kusursuz olma arzu ve çabası, kadim zamanlardan beri bilinen en büyük kusurdur. Kim düştü ise hep bununla düşmüştür.

Kusursuzluğa yücelik tanımlamasını yakıştıranların sanrıları yeryüzünde tanrılar üretip durmuştur. İnsan, helvadan tanrılar üreten ve acıktığında el emeği tanrısını yiyebilecek kudrette ilginç güçleri haiz bir yaşam formudur.

Büyük hevesleri olanların yanılgıları da büyük oluyor. Ayrıca yanılgı sadece şahsiyetlerini de ilgilendirmiyor. Civarlarında onlarlı yaşam kurgulayan kim var ise, hepsini tepetaklak edebiliyor. İşin tuhafı orada bariz yanılgı olasılığı asla kabul görmüyor ve yanılgı, uğruna ölünesi bir anlam yüklenerek sonralara taşınabiliyor.

Dünyanın en övülesi meziyeti hatadan dönmek olmalıyken, kudurgan insan tabiatı, hatasından döneni, aşağılamak için 'dönek' yaftası ile ödüllendirir!

Hatadan dönmenin büyük erdem olduğunu söyleyenlerin de çoğunluğu, hatasından dönenlere kuduz muamelesini reva görür.

Tüm bunlar kişisel medeniyet telakkisi ile ilintilidir. Medeniyet algımız terakki etmedikçe, birbirimize mahrumiyetler yaşatacağımız muhakkak...
 
 

Yazarın Diğer Yazıları