Niçin sevilmiyorlar?
Müslümanların evlerinde olan mobilya Firavunların bile evlerinde yoktu. Bu değil diyeceğim. Diyeceğim o ki:
Kitaptaki iman, imkan devşirmek değil ağız tadı ikramından ibaret olmasına rağmen, tadı tuzu yerinde, yaşamından razı müslüman neredeyse yok denecek kadar az.
Kendinden, hayatından razı olmayan birinden Allah razı olacak sanıldı ve yanlış ata oynandı.
Lafta kalan her söylem, özü kuruttu. İslamı kurtarma dillerde pelesenk oldu, İslam ile kurtulma tarafına hiç yanaşılmadı.
Göz ayrı, dil ayrı, kalp ayrı, kafa ayrı iman ederse olacağı işte sadece bu.
Sevilmeyecek ve olmayacaksın.
*
Birlikte yaşlanmayı düşündüğüne tav teknikleri uygulamamalısın. Neysen ve ne ise o kadar, eksiği olabilir; ama fazlası değil.
Her meziyetin olmadığı halde bir hesap ile doğal halinmişcesine sergilediğin edayı yemesi, yer görünmesi; işin ilerisinde senin onu basit ve değersiz görmene neden olacağı gibi, onu da senin bu ters köşe aşağılamana karşı bir yerlerde acısını çıkaracağı ortamı kollama operatörü yapacaktır.
*
O değil de şu son 20 yılda olan bitenler, saygıyı katletti.
Devlet adamına, alimine, hocasına, kanaat önderine, hacıbabasına, dede ve ninesine, amca ve teyze dediği orta yaş insanına saygı duyan gençler olgusunu kalp ve beyinlerden kerpetenler ile söküp alanların tahribatını telafi etmek şu saatten sonra imkansızdır.
Ekonomi yarın düzelse bile, bu bir işe de yaramayacaktır.
*
İdare ile husumette tüm hak odaklı davaların kazanılabilmesi basit bir prensibe bağlıdır ve hak müdafii olan avukata ihtiyaç, tam da bunun için gerekmektedir:
"Hukuka aykırılığı net olarak ortaya koyabilmek."
*
Namazını hiç kaçırmayan birisi yakınıyordu:
"Adama bak ya, gelmiş benden para istiyor. Tamam borcun olabilir; sıkışmış olabilirsin; ama hiç beni düşünmüyor. Benim de borcum var. Ay sonunda aldığım yedinci evin ödemesi var"
Ona soruldu: Mevzu ne? Ne istedi ki senden?
"Yüz lira"
Bu öyküyü, o kişiye laf söylensin diye değil; yedinci evin muhabbeti için hiç değil, sadece
"İşte bu sebep ile müslümanların ağız tadı asla olmayacak" önermesine ispat için yazdım.
*
Gaziosmanpaşa İlkokulu birinci sınıfta, sınıf öğretmenimize "düşünmek nedir" diye sormam ve "işte bunu sormandır" ile başlayan ve Kayseri Merkez İmam Hatip Lisesinde Rükneddin Demirbaş Hocamın üstün rehberliği ile yön bulan düşünce serüvenim, hız kesmeden devam etmekte, elhamdülillah. Umarım bu minvalde ölene kadar da hak ve adalet üzere devam etmeyi Rabbim nasip ede duasıyla, düşünce denemelerimi usanmadan okuyan sizlere kalbi teşekkürlerimle...