İsmail ARSLAN

Okudukça

İsmail ARSLAN

Fikrimize uymayana dair umum tepkimiz önce tahkir, ardından isbat veya kabule diretme olur. aşağılayınca büyüyor muyuz? Bence büyüdüğümüzü sanmasak aşağılamayız...

Aşağılamak üstte olmanın emaresi. altındakini hırpalamak insana farklı bir zevk veriyor. Alay tahkir, hafife alma v.s hepsi kibir mefhumunda birleşiyor. Kendini tanrı yetkinliğinin gölgesine alan, başlıyor tüm kanatlardan hücuma...

İnsanın kurtarıcı beklentisi zaafı vardır. Bu anne karnında gelişen bir duygu aslında... Bir güven ve bağlılık, aidiyet tavrı... İşte umumen bu kullanılır insanlarda... Alan bununla alır, ezen bununla ezer... Şefkat açlığı çeken genç kızı kandıran bununla kandırır... Sahiplenilmek ve korunmak arzusu, karakter geliştikçe, öz bulundukça asliyetinde inkılab eder. Ruhunun sesini dinleyebilene övgü ve sövgü aynıdır, etkilenmez sözlerden...

İnsanlar esasen söz söylediklerinde başkaya dair, kendilerini tanımlarlar... Öven, kendini, söven kendini... Türkçemizde 'tuzu kuru' diye bir söz var... Dikkat edin, insanlara tepeden bakma heveslisi olanlar toplumda ya mal, ya makam, ya ün; ya da bir özel sivri vasıf sahibi... Öyle ya, ne ki başkaca başkaya kendini üstte görmesini haklı göstertebilecek olgu?

Gerçi bir de hased var, o apayrı bir hadise/olgu. -olmamasının verdiği saldırganlık dürtüsü- Toplumda tabi ki sosyal hayatın değişik kademelerinde değişik statülere farklı hitaplar olacaktır; ama 'amaya ilgisizliği sebebiyle' ikaz alandan daha yüksek şeref sahibi olunması söz konusu olmadığına göre, dersimize iyi çalışmamız gerekiyor: Övgü ve sövgüde hassaten...

Bir fikir ki, yerinde sabitlenmiş, ileri vites, geri vites kabul etmiyor, o fikir, sahibini erken bunatır. Kararlılık düşmek ve kalkmaktadır. Düşme meylini görmeme rağmen, hiç düşmeyenlerden/düşmem diyenlerden her zaman çekinmişimdir. Ben arada düşerim, arada düşenleri severim. Düşemeyenlerle/asla düşmeyenlerle/düşmem diyenlerle ya da, işim olmaz. Öfkelenmek tabiidir; ama öfkeyi dinleştirmek tabii değildir. Kinlendiğiniz zaman bakacaksınız, kininiz kinlendiğinizin neyine? Bunun mihengi, vasıf gitmesine rağmen kin sürüyorsa, problem sizin algınızdadır.

Hatalı yönünü görmeyen insan, hatasızlık hastalığına tutulur.

Şark insanı ile batı insanı arasındaki uçurumlardan biri de bu. Garb insanı, hatasından pişmanlığını şahitlendirir bir otokontrol mekanizması kendi kendine gelişsin diye. Şarkta hata yapmaz insanlar çoktur! İşin havasına onlar da kendilerini öyle kaptırmışlardır ki, nasıl göründüklerini farkettiklerinde büyü bozulmasın adına belki seslerini çıkarmazlar hatta. Herkes onlara özenir; ama en hata yapmazın bir hatası, onun hata yapmazlığına iman edenlerin toptan kaymasına sebep olur ne yazık ki...

Aslında kibri konuşuyoruz. insan, inancının tezgahtarlığını yaparken, sunduğunun sahibi gibi davrandığında ister istemez sahiplik dürtüsü hakim oluveriyor. Aşağılamak yermek çoğu zaman bu duygunun mahsülü oluyor.

Aidiyetinde olmak yerinde aidiyetine almak....
-- 
Bir seri üretim mamulü olduğunuzun farkındalığında bir yerlerde bir zaman egonuz dipleyecek ve sıradanlığınız tavan yapacaktır. Doğal sonuç, sonrasında zırt saldırı ve vırt savunma ile geçecek ömrünüz... Paso yaşayacaksınız yaşamdan habersiz... 
Diğerlerinin hatıraları ile avunduğunuz zıptırık ömrünüz bitince asla siz bir nesil sonra hatırlanmayacaksınız...
 

Yazarın Diğer Yazıları