İsmail ARSLAN

Öneriler

İsmail ARSLAN

Devlette görev alabilmenin çok basit bir kriteri olmalı, liyakat.
Liyakat da yapacağı iş ile ilgili eğitimini almış ve sahih bir nosyon sahibi olmak kadar kolay bir ölçüte tabidir.

Hukuk eğitimi almamış, hukuk nosyonu olmayan birini, falan mensubiyetten sağlam referesi var diye kürsüye oturtmak cinayet olduğu gibi, sağlam bir hukuk nosyonu edinmiş birini, filan yerden referesi yok diye, hak ettiği kürsüden mahrum etmek de zulümdür. 

Adalet kolay tesis edilebilir, ama adil kalabilmek hiç kolay değildir.
Devlette görev aldıktan sonra cemiyetini, cemaatini, hocasını, partisini devlet kapısında bırakamayıp, içeride bunlarlı iş tutan herkesi en kısa sürede devletten uzaklaştırmamak millete ihanettir.
*
Bir cemaate, kliğe mensup olup, tabiiyetini Devlet kapısından içeri girerken dışarıda bırakamayacak olanlar, devlette asla görev almamalı, alamamalı.

İlkeye kıymet vermeyi değil lidere teslimiyeti ta'lim eden bir din algısını bu gençliğe dayattıkça devletin temellerine patlayıcı yerleştirdiğini idrak edemeyenler mi devletin bekasına çalışıyor olacaklar?

Hayal görürsünüz ancak.
Tahkik ile taçlanmış iman ve bu imanın gereği ahlaki donanım, Kur'an'ı güzel nağmelerle seslendirme öğretilerek elde edilecek vasıflar değildir, ancak O Kur'an'ın anlaşılması, mesajları üzerinde derin tefekkür ile kazanımı mümkün kıymetlerdir.
Müslüman dünyasının acil bir hedef düzeltmesi vakti çoktan gelmiş, hatta geçmektedir.
Kişilere onlara ait olmayan vasıfları ne kadar giydirmeye çalışsanız da sırıtır o vasıflar beşaretin üstünde, uymaz ne ederseniz edin.
*
Ahir zamanda hristiyanların din i hakikisi ile islamiyet omuz omuza vererek dünyaya hükmedeceklerdir akidesine inanarak Evangelistlerin büyük yahudi krallığını kurma ideallerine hizmet etmeyi islama hizmet olarak gören fetönün eylem planlarını belirleyen hocalarının okuyup inandıkları bu itikad, özellikle doğu medreselerinde yaygın halde okutulup taraftar bulmaya devam etmektedir. 
Ey Devletim! Sen ısrarla tarikat ve cemaatleri kadrolarına yerleştirmeme ile meşgul olsan, kendine sırf bu tedbirinle en sağlam savunmayı yapmış olursun.
*
Klasik söylem üzere iman edenler aşağıda yazacaklarımdan rahatsız olacaklar, ama yeni ihanetlere mani olabilme adına ifade etmekten başka yol yok:

Allah'ı putlaştırarak, kutsallığı kişiye, makama, hükme sirayet ettirme konusu, müslümanların üzerinde kafa yormayı hiç sevmedikleri mevzudur.
Allah, ne gibi vasıflara sahip olduğunu ve Kendisine nasıl bir inançla iman edilmesi, insanların nelerden sakınmaları ve nelere önem vermeleri gerektiğini ilk Peygamberden son Peygambere kadar, gayet net şekilde bildirmiş iken, özellikle kendini dindarlık ile vasıflayanlar, Allah'ı kendi giydirdikleri sıfatlarla putlaştırmış ve Ona ait ifade ettikleri meziyetleri de, hakimiyet kurabilmek için, kutsallığın sirayet etmesi mekanizmasını kullanarak sahiplenmişlerdir.

O diyorsa doğrudur
Ona karşı gelmek ancak şeytanı sevindirir
Ondan çıkan ter dahi kutsaldırlarla nice insan, önderini tanrılaştırmış değil midir?
Konu çok detaylı, ama bu kadarı bile yeterli meramı ifade etmeye..
 

Yazarın Diğer Yazıları