Koca Devletimin içine düştüğü şu sakatlığa bakın. Egemenliğin, toprağına kast eden birileri PKK isimli bir terör örgütünü başına musallat etmiş ve benim ülkem, bataklık sinekleri ile uğraşmak ile zaman ve enerji harcıyor. Daha bu örgütün üst yönetimine dair bir darbe vurmayı bile planlayamayınca, bunları organize edenler hiç kaygılanır mı. Bütün güçlü devletler kendilerine kast eden yapılarla nasıl mücadele ediyor iseler, aynı yöntemlerle mücadele edilmelidir. İnlerinde, sığındıkları her yerde bu paçavra figüranlar avlanmalılar. Başarısız olunursa yeniden denenmeli, yılma olmamalı.
Mesela bu örgütün Avrupa ve Ortadoğu’da bulunan üst düzey yöneticilerinin hepsine operasyon düzenlenmeli ve onların arkasındaki güçlere ayağınızı denk alın mesajı verilmelidir. Bu yapılmaz ise bu örgütün adı değişir, eylemleri devam eder. Ellerinde daha açmadıkları Kürt-İslam Teali kartları bile var. İki tarikat kurdurarak İslam referesi ile, iki mollayı önde göstererek, ülkeyi yine karıştırabilirler. Bunu daha önce yaptılar, yine yaparlar. Düşmandan bir adım önde olmak gerekiyor.
Lakin bundan daha önemli olan ise, Güneydoğu ve Doğu bölgelerini kalkındırmak ve oralarda standartları yükseltme adına gayretler olmalı. Mesela hiçbir memur oraya tayini çıkınca ‘sürgün yedim’ zehabına kapılamamalı, o denli yani.