İsmail ARSLAN

Şarkısında ya benimsin, ya toprağın denilen ülkede taciz ve kadına şiddet biter mi

İsmail ARSLAN

Şarkıda diyor ki: Ya benimsin, ya toprağın. Ortada bir sevgi olayı yok. Nefs meselesi mevzu. Malı bilip, malı ile ilgili tasarruf ehliyetine sahip olduğu kanaati var. Hukuka gelene kadar halledilmesi gereken çok şey var.
Eğitim sistemimiz, ev, okul yanlış üstü yanlış, vesselam.
-- 
Başka bir şarkıda ise 'henüz girmiş 13 14 yaşına edalı işveli köylü güzeli'  diyorsa ve millet, bu şarkı ile düğünde göbek atıyor ise, hangi ceza sistemi çocuk tacizine ve kadına yönelik şiddete mani olabilecek, bilemiyorum.
--
Siyasi görüş farklılıklarını bahane ile çok fazla küfür ediliyor.
Aşırı...
Dile kilit lazım.

Yarın karşılaştığında sokakta, şurada burada, birbirinin yüzüne bakamayacak insanların ülkesi mülkesi davası sancağı olmaz. 

Ya kalp ve beyinden kazıyacağız ne kadar lanet fitne var ise; ya da hep beraber çekelim bu ülkenin fişini, doğru Antartika'ya!

Burada gözü olanlar, gözünüzü/gözümüzü oymadan...

Her görüşten insanın bir arada dün yaşadığı bu topraklarda bugün nedir bu tahammülsüzlük?

Fikrimden olmayan düşmanımdır önyargısı bize düşmanın tezgahıdır.
-- 
Bedel

Fahişe diyorlar, orospu da... Sözlük, 'kolay elde edilen düşük ahlaklı kadın' diye tanımlıyor. Bazıları da 'para karşılığı bedenini kullandıran kadın' diyor.

Sözlük, 'kolay elde edilen düşük ahlaklı'nın 'kadın' olduğunu özellikle vurguluyor . Kolay elde edilen düşük ahlaklı kadın göz kırpsa onunla olmak için tepişerek sıraya girecek erkeklere ise toz kondurmuyor. Sözlüğe halka halka diyelim ve devam edelim. Konu edeceğim şey başka.

Karşılığında bir bedel ödüyorsun ve alıyorsun.
Neyi alıyorsun?
İstediğinin bir zaman kullanım hakkını. Sana tahsis ediliyor. Anlaştığınız süre içinde anlaştığınız şekilde oluyor. Sonra çekip gidiyorsun. Bir kez daha istersen, yine bedel ödemek durumundasın.

Bu alış verişte kullanılan tanım, bedel maddi olduğunda (para, eşya, yemek, içki v.s) farklı, manevi olduğunda (eğlendirmek, hoş zaman geçirmek, iyi hissettirmek v.s) daha farklı oluyor.
X lira bedel ile bir otel odasında üç dört saat kiralanan bir bedenin sahibi 'düşük ahlaklı, kolay elde edilen' o, sonra x lirası ile dilerse çanta alıyor, dilerse karnını doyuruyor, dilerse makyajına saçına harcıyor, dilerse biri ile yiyor ve artık ne dilerse yapıyor... Tasarrufundadır aldığı, dilediğince kullanır.

Bir şekilde tanışıp, x bedel söz konusu olmadan komiklik, karizma, şamata, tav ile biraz zaman geçirildiğinde ve bir yemek ısmarlandığı, bir buket çiçek, ya da bir hediye alındığında şovmenliği ile rahatlatıp etkilediğini aynı otele götürdüğünde ise olayın adı başka oluyor.

Götürülenin ona alınan çantayı ve ısmarlanan yemeğin mekanını beğenmesi örftendir tabi.

Bir de bu devamlılığa binmişse daha farklı artık... İlişki deniyor.

Bedel maddi olunca farklı manevi olunca farklı anılıyor ya, böylesi bir üçkağıda sessiz kalmanın tahlili karakterleri sereserpe ortaya koyuyor..

Her şekilde bir bedel ödenmekte ise, bedeller arasına nifak sokanlara da halka halka diyoruz...

Değer yargılarının kökünün laçkalığının önemli alametlerinden birisi budur.
Etki, ışığın suya değdiğindeki kırılma gibi açı sapmasına neden olmakta.
İşin özü, etkilenenlerin cümlesi sürüdür. Taraflarınca kabul edilsin edilmesin çobanın deyneğinin ucunda yaşarlar ve yönlendirildikleri tarafa akarlar. İradesini sürüden yana koyanın düzülürken ağlaması makul olsa da normal değildir.

Amiyane tabir ile...

Kullandıran ile kullanan arasında iyi ve kötü tasnifi, kullanım için tayin edilen bedel niteliği ve niceliği esasta hiç bir şeye etken değildir. Buna rağmen bence -varsa bir- değer mantalitesi x karşılığı bedenini kiraya veren, karizmasına, şamatasına tav olduğuna bedenini kullandırandan daha kıymetli olmalıdır.
Bir kaç etkili sohbetin ve bir kaç kuruşun karşılığı benzer bir geri dönüşe neden oluyorsa bunları birbirinden ayırıp birine tu kaka diğerine sempatik yaklaşımlı hasta beyinlilikten kurtulmak için derhal 'bir bedel ile' bir psikologa terapi öneriyorum. Terapinin bedeli illa para olacak değil ve terapi veren özellikle psikolog olmalı da değil diyeyim de olayımız daha anlaşılır olsun.

Etkinin olduğu her yer kaynar. Kazana düşen nereye denk gelirse...
 
 

Yazarın Diğer Yazıları