İsmail ARSLAN

Sivrisineklerin Şubat ile İmtihanı

İsmail ARSLAN

Tamam bu sineklere babaları şubatta iki gün güneş gördünüz diye piyasaya çıkmayın dememiş, bunu anladık da, başından fetö gibi bir bela geçmiş devletimiz, hiç mi ders almamış da, kurumlarını din ile mevki makam kapmaya çalışanlardan koruyamıyor? Yarın ilk ayazda olan yine kendine olacaktır.

Bendenizin yarınlarımıza dair en ciddi endişelerinden biri şudur: Devlet kadrolarına kendi kafalarında kurguladıkları dini hakim kılmak ve halka hükmetmek için yerleşen zibidilere yönelik tedbir alınmaması ve hatta bunlar dindar mindar diye, bunlara öncelik sağlanması.
Bu devletin bekasının anahtar kelimesi liyakattır. Dindarlık Allah ile kulu arasında bir mevzudur. Kim dini argümanlar ile dünyaya ait heveslerini tatmin derdinde ise onun dini ayaklar altındadır.
Liyakatı, adaleti önceleyen bir devlet zebun olmaz. Tersine iş tutan hem dünyaya maskara olur, hem de akıbeti berbad olur.
-- 
Fatih Sultan Mehmet Han savaşta kullandığı topları, işinin erbabı Macar Urban'a değil de çok sevdiği komşusu Ahmet Ağa'ya döktürmeye kalksaydı İstanbul'u rüyasında feth ederdi ancak son son.
Mevzu Urban veya Ahmet değil, liyakat...
Mevzu ilke, hakkaniyet, şahsiyetli olma davası.
--
Satır araları

'Kitapta iki satırın arasında görülmeyen bir satır daha vardır. Onu hoca okur ve aktarır. O, okunmadıkça satırlarda olan kamilen anlaşılmaz. O, okunabilir olana kadar da hocaya ihtiyaç vardır.' dedi bir hocamız...

Hocada takılmamak ve bir an önce hocayı da aşmak gerek ile cümle devam edebilirdi kanaatindeyim. Okurken eserin etkisi zaten hissedilir. O etkinin üstüne başka birinin etkisi okuyucuyu etki manyağı yapabiliyor. Tarafgirlik, holigan kapılganlık makul olmayan düzeylere hep bu nedenle çıkıyor. Öz kısırlaşıp, söz çoğalıyor ise bundandır.

Tecrübeden menkul tespiti paylaşmak ayrı, tespiti dinleştirip pazarlamak ayrıdır. Öyle ki hocasını tanrı ittihaz edip, şuurunu bantlayarak bu etkinin nevri döndüren sihri ile bir tarz tapınma ayinleri düzenleyenler bile yok değil...

Satır aralarını okuyabilmek için (yani sadrı açabilmek için) lazım olanı edinmedikçe satırlardakine mahkumiyet ve satırları berraklaştıracak hocaya ihtiyacın devam edeceği de hakikattir. Bu ihtiyaç, kimine çukur kimine de zirve kılavuzluğu olacaktır. 
 
 

Yazarın Diğer Yazıları