Hormonlar toprağın altı ile üstü arasında getir götür hamallarıdırlar. Ağız tadı emekçileri... Toprakta, ayak üstünde yaşaması ona keyf vereni ayakta tutmaya ve yaşama heyecanını kaybedenleri arıza bombardımanı ile, bir an önce devirmeye çalışırlar, işleri bu...
’Ağız tadı’nı kaybederse biri, ’bunun işi bitmiş, doğru geldiği yere’ emrini alıp, ona, bir an önce ’gömülmeye elverişlidir’ raporu verdirmek; ağız tadı varsa o birinin, ömrünü lezzetli geçirmesi adına var güçleri ile çalışırlar.
Bundandır depresyonda baş, mide ağrıları, halsizlik, bitkinlik, hevessizlik ve ölme duygusu...
Hep bu hormonların mezar kazarlarken çıkan kürek sesleri...
*
Benimsemediği, sevmediği birinden tezahür eden iyi bir şeye tanıklık ettiğinde memnun olup, ona teşekkür edemeyen ve bir yanlış yaptığında ayıp oldu, özür dilerim diyemeyen var ya ikisi de aynı süzmeliğin iki kurnasıdır. Al birini vur ötekine...
*
Dün zayıf bırakıldıkları için horlanarak, hak ve özgürlüklerinden mahrum edilen "bu ülkede biz de varız" diyenler, bugün kuvvet bulup nüfus sahibi olduklarında "biz ve diğerleri" yaklaşımı ile kendilerinden olmayanları zayıflatarak, yaşama biçimlerini yok sayıp, itibarsızlaştırma peşinde iseler, yarın sadece bir rövanştan ibaret olacaktır.
*
Bizi, bizden sıyıranlar, kendilerini giydirdiler bize...
*
Bazı insan, bazı insandan niçin mi özeldir? Yakut da bir taştır; fakat taşlar içinde özel bir taştır.
*
Yasa yapacak olan itaat ehli olacaksa, sadece adalete itaat etmeli. Bu yüzden yasa yapıcıya tahakküm niyeti taşıyan her türlü yönlendirme ve etkileme gayreti ardniyetlilik ile şerh edilmelidir.
Suç çeşidi çoğaltılıp, ceza artırılınca suç ve suçlu azalmaz. Bu, milyonlarca defa test edildi.
Bilakis ceza kabarınca suç, yeraltına sızar ve ikiyüzlü, kurnaz, içten pazarlıkçı tipler klonlanır.
Üstelik suç yollarına parke döşemiş devletlerin suça ceza kesmeleri aymazlık ve densizliktir.
Bundan daha densizcesi ise şudur ki,
"Henüz girmiş on üç on dört yaşına, edalı işveli köylü güzeli" türküsüne akşamları alkış tutanlar, on üç on dört yaşındaki çocuğa yönelik eğilimleri lanetlerler!
İnsanın eblehi, eblehe ebleh diyendir gerçi; eh ne yapalım, varsın bu da böyle olsun.
*
E artık birinin de yüksek sesle şunu söylemesi gerekmiyor mu?
Konu bir kişi, parti mevzusu değil, kimlik ve kişilik olayıdır.
Kurtuluşu düşmanın merhametinde arama, ya da özüne inanç olayı.
Yerli olma, veya yabancı olma da diyebiliriz.
Bu insanlara hizmet etmiş, bu topraklarda taş üstüne taş koymuş herkesin yeri baş üstüdür. Kim ki gavurun hesabına bir niyet ile iş tutuyor, kendi ve davası zebun olsun.
Samimi insanlar yanlış tercihlerde bulunsalar da, gün döner yanlışa bir tekme atabilirler. Ancak niyeti düşmanına sığınmak olan ise, döner dolaşır o kucağa kendini er geç atar.
Allah yanılmamıza, ahmaklık yapmamıza izin vermesin. Amin.