İdareleri kişiler değil, sahih ilkeler şaha kaldırabilir. Kişilere esasta onlarda bulunmayan meziyetler ile bel bağlayanlar hayal kırıklığı yaşamaya mahkumdurlar.
*
Desinler demesinler diye değil, hak hak olduğu için haktan yana olmak er kişi işidir. Er de erdir, erkeği dişisi olmaz.
*
İletişim kesildiğinde, didişme ve iteleşme kaçınılmazdır.
*
Sadece kitap okumak yetmemeli onurlu insana, haksızlığa, ayıba, yanlışa meydan okumayı da bilmesi şarttır.
*
Mühim bir hatırlatma
40 yaş sonrası herkesin yaşayabileceği bir problem kısmı felç ve bu rahatsızlığa dair 8 yıldır sağ felçli olarak sözüme kulak verin lütfen.
Olmaması için şunu yapın bundan sakının demeden, olursa eğer, hemen tıbbi müdahale için ambulans çağırın, ilk 3 saat içinde müdahale çok önemli ve sonraki safhalarda fizik tedavi ve nöroloji uzmanlarının kontrolünde olun. Tedavide yol almaya başladıkça, sürekli egzersiz, düzenli yürüyüş ile beyne daimi olarak sinyal göndermek gerekiyor ki zamanla hasar almamış hücreler bu sinyaller ile koordineyi sağlayacak şekilde organize olacaktır inşallah. Kan dolaşımı, bağırsak sağlığı da tali önemli unsurlar. Size oradan buradan çokça ot yağ, ürün tavsiye edecekler. Hiçbirini esasa almayın. Esas olan azimle egzersiz tedavi metodu, bu rahatsızlığın. Moralinizi yüksek tutun ve hayattan kopmayın. Vücudun bağışıklık sistemini güçlü tutmak için alternatif önerilere açık olun, ama felç ise mevzu sinyal sinyal sinyal net.
Dönem dönem iyiye ve kötüye gidişler olabilir, kötüye gittiğinde mücadeleden asla vazgeçmeyin.
Ölene kadar madem yaşamak zorundayız, mümkün olduğunca kaliteli yaşamaya bakmak gerekiyor.
*
Her vergi yapılandırma yasalarında görmeye alıştığımız, yapılandırmadan yararlanma şartı olarak yasaya monte edilen davadan ferağat etme kuralının hukuki muzayakaya sebep olduğunu ifade etmem gerekiyor bir hukuk insanı olarak.
Somut olay bazında örnekleyeyim:
Müvekkilime üç ayrı yıla, ait aynı hukuki gerekçe ile üç ayrı vergi ceza ihbarnamesi tebliğ ediliyor, üç dava açıyoruz ve iki davada vergi ve cezalar iptal ediliyor, bir davamızda ise mahkeme bir türlü karara çıkamıyor. Müvekkil, sıkıntılı, ya şu yasadan yararlansak da kafamızdan atsak şu derdi psikolojisine giriyor.
İhlal aynı ihlal, merak etmeyin, emsal kararlar da var, bekleyin desek de, kaygısı, sağlıklı karar vermesine mani olmakta.
Neden bu zulmü yaşatıyorsunuz vergi mükelleflerine ey kanun koyucular!
Yapılandırmadan yararlananlara, vergi ve cezalara dair, sonraki 5 yıl içinde dava açma hakkını vererek bu işi çözebilirsiniz oysa.
Hele ki vergi hatası bağlamında bir hukuka aykırılık iddiasının, dava açma hakkından ferağat ile ödenmesi kuralı ayıptır.
Somut olayda mahkemeye, farklı hakimlerin verdiği iki kararı da sunarak tekemmül talebinde bulunmama ve hakim görevinin başında olmasına rağmen, henüz karar çıkmamıştır.
Devlet bu işleri böyle halledemez, vesselam.
*.
Din denince akla kurallar, yasaklar, nehiyler, sevaplar, ecirler gelmeden en önce gelmesi gerekenin sahih bir muhakeme ile erişilmis iman ve vicdanın sesi olması gerektiği dna'ya sinecek netlikte izah edilmeden dünyada din din demedi din muhabbeti asla bitmez.
*
Zulüm, gayrın hakkına el uzatmaktır. Bunu kim, hangi ünvanla, yetkiyle yaparsa yapsın, yaptığı an sıfatı açıktır, zalim. Bu kadar net.
Adalet ceza (yaptırım) ile kaim bir mefhum değildir. Denge ile var olur. Suç yollarına parke döşeyen bir devletin ceza uygulaması şarlatanlıktır. Hakları haltperestlerin tasniflemesi ve hakperestlerin bu duruma sessiz kalmaları da başlı başına büyük bir halttır. Önce insan olmanın onuru ve sonra insana yaraşır bir hayat yaşama imkanı kollanacak ki adalet tesis edilebilsin.