İsmail ARSLAN

Şu hak var ya, Hak!

İsmail ARSLAN

Şu hak var ya, hak! 

Yaşamdaki sürtüşme genelde hak odaklıdır. Biri, hakkı görür alır, başka biri haksız bulur vermez. Kendi haklarımızın davasını güderken başkasının hakkı uğruna köle olmak ve başkasını hak bildiğimize istinaden köle kılmak daimi handikapımız.

Kölelik modern zamanlarda şekil değiştirmiş görünse de eskilerden çok daha acımasızca hak kemirmeye devam ediyor. Hiç değişmeyen ise, sahip olma, aidiyete alma, ait olma olguları. Biri birine ait olunca, başka biri hakkında hak ihlali ile ithamlanabiliyor. Görünen o ki, aidiyetin kökünü kuruttuğumuzda hak ve hukuk ferahlayacak.

Kölenin köle sıfatından haberi vardır, ama böylesinin durumu...

Sayın lordum, buyrun önüm!
Salyalar akar göz süzülürken...
*
Şöyle düşünün bir de: Aleyhisselam, içinden çıktığı kavme, onların dilinde, Allah'ın Muradını aktardı ve ayetleri, her yerde ve özellikle namazda da okumalarını talim etti. O zamanda yaşayan bir müslümanın, Allah'ın Muradını duymadım ve anlamadım deme şansı yoktu ki, en azından anlayamadığını, direkt Aleyhisselam'a sorarak, izahını talep imkanı da vardı. Yani kupkuru, ezber şeklinde bir okuma ile, Allah'ın Muradından gafil kalarak, mevzudan, muhataplıklarından sıyrılma gibi bir ihtimalleri yoktu.

O gün gibi bugün de müslümanların, Allah'ın Muradından, e ama ben Arapça bilmiyorum ve Allah'ın benden ne istediğini algılayamıyorum deme imkanları yoktur. Muradı anlamak ile yükümlülük, iman etme şartıdır. Yani yok öyle anlamaktan uzak bir söylem ile kuru kuru ayet okumanın, Allah'ın Muradı ile bir ilgisi.

Tamam avam, ben özü anladım ve onunla amel ettim derse, samimiyeti ve dürüstlüğü nispetinde kendini kurtarabilir de, az bir şey mürekkep yalamış, ufak da olsa mevzuya dahil olmuş bir inanırın, bu kadar kolay şekilde, mevzudan sıyrılma imkanı olmasa gerektir.

Yazarın Diğer Yazıları