51 milyon liraya yapımı 4 yıl önce biten Gümüşhane devlet hastanesi açılamıyor. Sebebi ise hastane yaparken yer seçimine hiç dikkat edilmemiş olması. Hastane bitince ortaya çıktı ki zemin kayıyor deniliyor. Bu haber doğru ise hala particiliği savunanların alayı yanlış yoldadırlar demektir. Bir yandan liyakat, dürüstlük, adalet diye yırtınıp, diğer yandan bu gibi abudik işlere imza atanlara derim ki: En fazla bu dünyada gücünüz nisbetinde zulmedebilirsiniz, lakin ahret, umun ki olmasın, zira orada kaçacak delik bulamazsınız.
--
Cumhuriyet ahlaki fazilete müstenit bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide müstenit bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskar insanlar yetiştirir, sultanlık korkuya, tehdide müstenit olduğu için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiştirir."(14 Ekim 1925 Atatürk)
--
Ramazan geldi ve sanki büyük bir iş yapıyormuş gibi zekat vermekle yükümlü olanlar yine törenlerle zekatlarını o kuruma bu derneğe sağa sola tevdi edecekler ve zekatın asıl verilmesi gereken fakir fukara guraba bir koli gıda ile geçiştirilecek. Halbuki zekat vermesi ona düşenin üzerinde alması gerekenlere ulaştırılmak üzere bir emanetten ibarettir ve esasen fazilet zekat harici infak edebilmektedir. Kurumlara zekat verilmez ve zekat ile bina dikilemez. Kurumlara vermek isteyen sadakasından verebilir ama kendisine ait olmayan zekat emanetini verir ise günahın da dibine erişmiş olur.
--
Bir mesele sorulduğunda ' bu Kur'an'da var mı?' diyenler; ya cahildir; ya da haindir. Prof. Dr. Orhan Çeker
Bir mesele soruldugunda ' bu Kur'an'da var mi?' diye sorulmaz, ' bu İslam'da var mı?' diye sorulur.
Zira İslam, hem Kur'an'dır, hem hadistir, hem icma-i ümmettir, hem de kıyas-i fukahadır.
Hak mezhebler ise dinin uygulama sahalarıdır. Mezheb ne söylüyorsa tamamen ayet, hadis, icma ve kıyas-ı fukahadir. Mezheblerden hakkında icma oluşmus dört ana yol meşhurdur. Hanefi, Maliki, Şafi ve Hanbeli... Mezheb denilirken bunlar kastedildi.
Bu hak mezheblere uymayanlar, kafalarındaki İslam sandıkları ama İslam ile alakası olmayan sakat bir anlayışa uyarlar demektir. Her birinin kafasında biribirine benzemez ve alakasız her mezhebsiz kadar mezheb...
O sayısız mezheblerin tek ortak özelliği ise, onlarda
ya Kur'an eksiktir, ya hadis, ya icma ya da kıyas-ı fukaha...
İlla biri eksiktir ve eksikliği nefisleri ile doldururlar.
Hep derler ya: 'Allah'ın ayetleri yetmez mi bize?' Bu haddizatinda cok doğru bir sözdür; ama o apacık ayetlerin üzerine bizim daha iyi anlamamız için bir mezheb tanımazın edeceği bir gram söz ile dahi aslında o da mezhebini kurmuş demektir.
Bize izin verilsin ayetleri hadisleri onların algısı üzere değil de ' Bana uyanlarin yoluna uyun - Lokman 15' ayetini onlardan daha doğru anladıklarını düşündüğümüz daha başka tanıdığımız/dinlerine şahitlik edebileceğimiz zatların algısı üzere anlamaya çalışalım.
Buna hakkımız var mı acaba?
Yoksa mecbur muyuz Kur'an'ı özellikle tanımadığımız onların anladığı gibi anlamaya?
Ayrıca sadece Kur'an diyenler, Kur'an ile kifayet etmiyorlar maalesef, anlayışlarını Kur'an ayetlerini siper edinerek dayatmaya çalıştıkları inkar edilmez bir gerçekliktir. Bunun tek ve yeterli delili ise: Ayetleri ifadeden hemen sonra yaptıkları yorumlardır.
Eğer bir yerde yorum varsa, mezheb de var demektir.
Dinini diyanetini tanımadıklarımızın yorumuna tabi olmak zorunda olmadığımızı deklare etmek isterim.
Zira Allah Teala bize apaçık Kur'an ayeti ile emretmistir:
'Bana uyanların yoluna uyun - Lokman 15'
Bu dahi Kur'an'dan mezheb kabul etmeyenden farklı olarak bizim anlamamız gerekendir.
Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir. Nisa 115
--
Allah'a saygılı olun ki kurtuluşa eresiniz. Bakara 189
Buradaki saygı nedir? Takva denilen şey işte bu saygıdan ibarettir.
Cemaatine, meşrebine, partisine davet eden, eğer davetine icabet etmeyene mesafe koyuyor, ona karşı soğuyor ve bir kabulsüzlük ile bu icabetsizliği kendine yediremiyor, muhatabını kendi haline bırakamıyor ise, zerre-i miskal bu yaptığında Allah rızası, ulvi duygular, yüksel idealler var ise, bendeniz bu dini hiç anlamamışın tekiyim demektir..
Birbirinden nefret eden eden iki kitle.
Sorsan biri diğerinin abisi, kızkardeşi, köylüsü, iş arkadaşı...
Bölmeye hiç kimsenin gücü yetmezdi. Sadece bölünenlerde vardı bu güç.
Parti, ideolojik dindarlık, sağ sol köfteciliği ve saçma sapan zırva lakırtılar ile, hakkı (vicdanı) öteleyen, hakka, tarafından birinden seslendirilmediği zaman kulak kabartmayan ve daha açığı bir ideolojinin, ideolojik dindarlığın dümbeleği olmuş olanlara bir önerim var:
Kapı hemen üst sağ köşede. "yazıyı kapat" butonuna basmayan şaklabandır.