24 Mayıs 1993 tarihinde Elazığ-Bingöl karayolunda silahsız bir şekilde otobüs ile seyahat ederken, Pkk'lı teröristler tarafından şehit edilen 33 askerimizi rahmet ve şükran ile yad ediyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun..
Hadise sonrası Sarıkamış'tan 17. Piyade alayı olarak Kiği'ya intikal ettik ve bu kahpeliği yapanlara şeytan dağlarında en ağır ölümleri tattırdık. O zaman alay komutanımız sonra genelkurmay başkanı olan Necdet Özel idi
--
Türkiye'nin Nato'da olmasını artık Batı medeniyeti ile izah eden de kalmadığına ve Nato'nun Türkiye için bir işgal veya kukla devlet kurgulama projesi olduğu hususunda şüphe bile kalmadığına göre, tüm gayeleri İsa'nın göksel krallığın başına geçebilmesi için büyük yahudi krallığının kurulması gerektiğine iman etmiş dümbeleklerin Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmesine herhalde şu saatten sonra seyirci kalanların da proje figürleri oldukları düşüncelerine ses çıkaran olmaz diye düşünüyorum. Tamam gücü yok devletin ve ilmi siyasetle en az zarar hesabı ile hareket ederek zaman kazanmaya çalışıyor diyorsun da geçen her saat adım adım krallığı kurmaya daha da azimle gayret ediyorlar ve senin ilmi siyasetin hiç bir halta malta yaramıyor ey etkisiz yetkili.
Ingiliz mandası mı Amerika mandası mı ikileminden başka ufku olmayan siyasi zekaların ayak oyunlarında heba olan bir millet görünen, başka değil.
--
Bildiğim kadarıyla radar ve takip teknolojimiz güçlü ve üstelik 400 500 km menzilli füze de ürettik. Tüm dikkatimizi kendi hava savunma sistemimizi kurmaya çevirmek ve Amerika'nın kudurmuş ihtiraslı şapşallarının insafına ülkemizi terk etmemek iktidarın önceliği olmalı değil midir? Para lazım ise tüm şu inşaat işlerini öncelikle bir askıya alın ve bunu yaptıktan sonra dilerseniz Trabzon Mersin arasına kanal yapın.
--
Dinin okyanus misali kabarık memalikinin içinde ihtiyaç duyulan bir damla imandan ibarettir.
--
Adem evladını adam etmeye çalışanların sebep oldukları tahribatı görüp de adamlıktan ürkmeyenlerin aklına şaşmak lazım.
Adam olmak vırt zırt muhabbet... Çocuklar, kardan bile adam yapıyorlar. Asıl olan insan kalabilmek...
--
Çok basit bir kuralı hatırlatalım büyük ekonomistlere!
Eğer üretimi yerlileştiremez iseniz ve talep edilen mal ve hizmetleri ithal etmek durumunda iseniz nerenizi yırtarsanız yırtın o üreten ve size satanların borusu ötecektir.
Dışarıdan almak zorunda kaldığınız ürünlerı burada üretmekten daha büyük bir hedefiniz olamaz. Madem talep var, arzı sizin çözmeniz lazım.
Borcu borçla çevirmek evet bir sanat ve bazı tüccara bazı imkanları tahsis ederek onları güçlendirmez de bir gaye içindir, eyvallah da onlarca değil, yüzlerce değil, binlerce fabrika açmadan, yerli tarım ve sanayiyi şahlandırmadan bağımsızlık hayaldir.
Bu kutuplaştırma, germe, bileyleme, kabartma işlerinin son son nelere kadir olabileceğini anlamak için toplum bilimci, allame i azam olmaya gerek yok. Aynı mahallenin çocuklarını birbirine öldürten karmaşalar çok eskimizde değil. Dün sağ sol ülkücülük akıncılık, bugün farklı vasıflarda, aynı cevher üzerinde farklı bir işçilik. Dün sağı solu yuvarlak masasından verdiği direktifle zıplatan, bugün başka bir sıfatlama ile benzer bir çabada...
Semboller yontuluyor.
Torna makinaları çalışıyor.
Robot ruhlar piyasaya çoktan sürüldü bile...
Dumanı ufukta belirmiş karmaşa günleri geldiğinde o kafası zehir gibi çalıştığını sandığınız nice toplum mühendisliği piyonu ahmak ve aptal zırtapozun göz dönmüşlüğüne, kindarlık ve öç duygusu esaretinde muvazeneyi kaybettiklerine dünya arzı bir kez daha tanıklık edecek.
--
Devletin televizyonunda tasavvuf demek Peygamberi sevenlere tabi olmaktır diyorlar ve itaat kültünü yüceltiyorlar. Tamam da efendiler tasavvuf demek sen Allah'ı görmüyorsan da şüphesiz O seni görüp duruyor, hayatını buna göre tanzim et disiplini demektir esasen. Yani şeyh efendinin konağında hizmetçilik yaparak onun koyun cebinde sırattan geçeceğine inanmak ile tasavvufun bir ilgisi yoktur.