İsmail ARSLAN

Tüm mekanizmasını karizmatik lider üzerine kuran her idari yapı bir yerinden pırt yapmaya mahkumdur

İsmail ARSLAN

Tüm mekanizmasını karizmatik lider üzerine kuran her idari yapı bir yerinden pırt yapmaya mahkumdur. Sistem odur ki, kişi ile kaim değildir. Nitekim lider dediğimiz son son insandır ve insanın başına yaşarken envai çeşit iş gelebilir, dahası insan ölebilir. İlke bazlı yönetim sistematiğinde her yönetici işini yapar ve birinin başına bir iş geldiğinde düzen yıkılmaz, o kişinin işini belirlenmiş ilkelerle bir başkası yapar. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
-- 
Siyasi tercihi ne olursa olsun, karşısında olanların hepsini toptan, (yani kendisine oy vermeyenleri) zillet ittifakı gibi ham ve kaba bir yafta ile anmak ahlaki anlamda ciddi bir zaafın alametidir 
Olgunluk ise tahammülde ve kişinin kendini boş, gayrını hoş görmesindedir. Mailis Nalars
-- 
Bir siyasi mülahaza:
Erdoğan'ı kınayanların kendi liderlerine, onda kınadıklarını caiz görmelerinden anladığım şudur: Bizi o gütmesin de şu gütsüncülük bunların idareden anladıkları. Biz güdülmek istemiyoruz derker bile güdücülerine göz kırpan aklı karışıkları elbette bir güden illa bulunacaktır.
Yok yani ortada ilkeyi, iz'anı önceleyen bir irade. Varsa yoksa mevzu güdücü seçme mevzusu.
Her güdü düşkününün tek bir sıfatı vardır: Güdülen...
-- 
İnsanlık tarihinde insanın en ciddi hatalarında ilk numara tartışmasız bürokrasiyi icadıdır.

Dün, insana hizmet için kurgulanan bu yapı, bugün insanın başına bela olmuş ve efendi olmak isteyenlerin de temel silahı olmuştur. Mailis Nalars Sarpust Yazıtları
--
Nice 80 yaşlarında insan tanıdım, hala yat alıp kat satıyor. Belini doğrultamıyor; lakin, döviz büfesinin ışıklı tabelasında doların kaç para olduğunu görebilmek için başını doğrultabiliyor.
--
Bu cemiyette öyle variyet sahipleri vardır ki, en yakın akrabası, dostu, akranı, komşusu borç batağının içindedir, fakirdir, muhtaçtır da, onlara karşı "oh olsun" edasındadır ve sosyal yapıdaki konum, mevki ve itibarına Allah rızası sosu bulayarak, nice görkemli faaliyete de ihtişamlı destekler vermektedir. 

Ey okuyucu, en çok dinden bahsedenler de işte onlardır.
-- 
İhtiyacımız bir demet samimiyet
--
Memlekette yaygın bir hastalık var. Düğün yemeği işgüzarlığı... 

Garibanından tutun da en varlıklısına kadar herkesi içine çeken bir girdap. En masrafsızının 10 20 binden aşağı mal olmadığı bir yemek verme kültürü.

Zavallı baba, üç beş yüz, bin iki bin kişiye standart menüsü olan o sofrayı kurmasa, kınayan kınayana... Topu topu bir öğün; lakin o yemeğin borcunu büyük bir gurur ile yıllarca öder o baba... İşte anane/töre buna kadirdir ve tanrı algısı ise orada bir köşeye büzüştürülmüştür.

Sen o 20 bin lirayı çocuğuna versen, o da iki eksiğini giderse; ya da düğün çorbası, etli pilav, bamya değil de bir çorba ile o vazifeyi yapsan, artan paranı sadece bir fakire, bir borçluya versen de bir açığını kapatsa, veya o fazlayı kimseye vermesen de çoluğun çocuğun ile yesen diyen din algısının, pek bir mü'min inanırı okusa bunu, burnundan soluyacaktır maazallah. En iyisi dememiş olayım.
 
 

Yazarın Diğer Yazıları