İsmail ARSLAN

Türkiye Yüzyılı beklentilerim-1

İsmail ARSLAN

Cumhuriyetin yüzüncü yılında bir af çıkmalı, ama bu af, kişilere karşı işlenen suçları kapsamamalı, sadece devlete karşı işlenen suçları dair olmalıdır. Özellikle kandırılan, akıl zayıflıkları sebebi ile, cana kast etmemiş terör örgütü iltisaklıları, topluma kazandırmak, onlara ve ilişikli yaşamlara iade i itibar makul olacaktır. Araya vergi affı veya kişilere karşı işlenen suçları af düzenlemesi hata olacaktır.

Türkiye'de faal tarikat yapılanmalarının kapılarına en ivedi şekilde kilit vurulmalıdır. 
Tevhid tüm kudreti Allah'a hasrederek, Ondan gayrı ne fayda verici ne de zarar giderici olmadığına kat'i imandan ibarettir ve maalesef mevcut tarikat öğretilerinde şeyhlere istimdad  hususunda ciddi itikad bozuklukları  vardır. Öyle ki şeyh denince tüm tasarrufun sahibi, ayar vericisi gibi bir algı yayılmaktadır ki bu şirktir ve bununla necat asla mümkün değildir.

Halt yapanı ayıralım, tevhidi önceleyenleri rahat bırakalım denilir ise, tarikatlara yönelenlerin kahır ekseri şeyhin koyun cebinde cennete kolaydan girebilme amacı ile orada olduklarından, bu ifsad, yasaklamaktan gayrı bir tedbir ile engellenemez.  Taliplerdeki suiniyet sahih bir suluka zaten manidir.
Belki tamamen kapatıldıktan sonra asli gayesi olan seyr i suluka niyeti olanlar için sahih bir yöntem ile çalışacaklara özgü kontrollü bir mekanizma tesis edilebilir.

İnsandaki en ciddi zaaf, yaşamını idamede kurtarıcılara bel bağlaması gerektiği şapşallığıdır. O, şu, filan olmazsa olmaz, yapamam, beceremem ile, irade ve muhakemesine birilerine bağlayanlar sebebiyle, o birileri, fırsat ve zemin buldukça zulmü bir yaşam tarzı haline getirebiliyor.

Devlet, onu kuran topluluğun ilkesel tavrının varlık bulmuş tanımıdır, devletin ekmeğini yemek diye bir tanımlama olmaz, devletin dini de olmaz, zira hükmi bir varlıktır devlet. Devleti cennete koyamaz, cehenneme atamazsınız. Hikaye işlerle meşgul olmamak isabetlidir.

Türkiye ekonomisi, o bakan gitti, bu bakan geldi, şu iktidar geldi, bu iktidar gitti ile düzelmez

Borca dayalı ekonomik sistemden denk bütçeye, tüketim ve ithalata dayalı ekonomiden üretim ve ihracata, israftan iktisat, fasonculuktan marka ve kaliteye dönmediğimiz müddetçe, bu ülke daha çok o gitti, bu geldiye şahit olur.
Şu Anadolu topraklarında var olup da, fakirlik çekmek sadece acziyettir bir devlet için. Toprağa ne ekseniz tabii ilaç olan bu coğrafyada, bırakın yeraltı kaynaklarını, sadece buradan girilse, dünyanın en zengin ülkesi burası olacaktır da neden olmuyor söyleyelim:

Bu zenginlik sana mı, bana mı nasip olsun kavgasına harcanıyor enerji, başka da değil.
 

Yazarın Diğer Yazıları