Dünya tarihinde insan nesli için en büyük utanç, kitleleri arkasında sürükleyen liderlere bel bağlaması, kitlelerin ilkelere itibar etmesini becerememesidir. Ortak bilincin ortaya koyduğu değerlerdense, onu peşinden sürükleyenin insafına kendini terk etmesi, insan evladının en büyük talihsizliğidir. Ortak bilincin deneme yanılma ile sağlamlaştırdığı ilkeler, insanı yanıltmaz, ama baş nereye kitle oraya kafası bir belirsizliğe götürebilir ki bu nettir, milyonlarca kere test edilmiş ve onaylanmıştır.
*
İdarenin en ciddi problemi ilke bazlı yönetimi oturtamayarak, kişilerin kabiliyet ve kapasitelerine, kişilik vasıflarına itimad ile işleri yürütmeye tevessül edilmesidir.
Esasen bendenizin ülkem için beklentim parti sisteminin ortadan kaldırılarak şura veya toy/kurultay odaklı başkanlık sistemine geçişin sağlanmasıdır ki, şura, başkanı seçer. Şura da âkil insanlardan müteşekkil olur. Şura üyelerini kim seçer denilirse, millet seçer, lakin parti teklifli adaylar arasından değil, çok titiz kurgulanmış, suistimale kapalı bir nizam dahilinde olur bu seçim.
*
Cok az kaldı, beyinden beyine veri akışı başladı başlayacak, lakin biz halâ üç kuruşluk dünya saltanatı için en dibimizdekileri bile yok sayabiliyoruz ki bunun anlamı bizde veri hep bize akası olacaktır, bizde yakına vermek ayıptır, ne kadar uzak, o kadar iyidir
Çıkardılar bir ensar muhacir edebiyatı, bununla vicdan eğlendiriyorlar. İşte geldi yeni asgari ücret tespit zamanı. Diyecekleri laf şu olacak, gücümüz yok. O olmayan güç, mevzu nefs avutmak olunca, en uzak durulması gerekeni dahi himayeye aldırıyor oysa.
Din ise diyor ki, vermeye en yakınından başla.
Ensar olacaksan, en önce en yakınına ensar ol. Ol ki, onu, nefsi ile başbaşa bırakma, olası milyon problemi, daha olmadan engelle.
Lakin nefs ise der ki: Ne kadar uzağa dokunursan, sana o kadar yeni minnettar adayı elde edersin ki, vakti gelince emel selinin taşkını oraları vurduğunda, bu vermelerin karşılığını kat be kat alırsın.