Sadece Allah'a muhabbeti bağlamak ve sadece Ondan çekinme davası ile tanış olmadan, gayrın sevgi ve etkisi, endişe ve korkusu izale olmaz inanırdan ve bu olmadan da Allah'ın Muradı daima, gayrın sevgi ve korkusunun gölgesinde kalır onda.
Bu sebeple şahıs sevgisi ve korkusu üzerine bir inanç telakkisi kurgulanması hatadır, ilkeler esas olmalıdır.
Vesile mevzusu esasen tamamen terk edilmeli, zira vesileyi kabul ile, şeyhine, peygambere tevessül edenlerin kahır ekseri, işi görenin, şifayı verenin, şefaat edicinin vesile edindikleri olduğuna dair kesin itikad besliyorlar ki, hakikatte iş bu inanç şirktir. Allah dilemezse hiç bir vesileci, kendi iradesi ile bir iş göremez. Bu netliğe kafa basmıyorsa, şeyhim gördü işimi kafası yerine, komple müesseseyi terk, daha makuldür ki, bu tarikat işleri ile iştigal edenlerin çok azı, vesileyi ve işi asıl göreni tefrikte muvaffak oluyor.
Nitekim Allah, şefaat izni vermez ise, Peygamber de şefaat edemeyeceğine göre, araya birilerini katıştırmadan her bir hususu Allah'a arz, pişman etmeyecek ameldir.