Bir işi yaparken veya yapmazken onun bunun rızasını, hoşnutluğunu gözetmek ve ama kendi razılığını önemsememek Allah'ın rızasını teğet geçme sebebi olacaktır. Zira kişinin kendi fiilinden razı olması tüm dünya ve içindekilerin rızasından yeğdir. Akıl, kalpte nurani bir şuurdur ve o şuur kişiye daima hak ve hakikati talim eder. Buna vicdan da denilir. Mailis Nalars
--
Ötelenmiş ötekilerin itelenmiş halleri
'Ötekiler'imiz var; bizim de onlarca 'ötekiler' olarak vasıflandığımız...
Algı ve anlayışlarımıza uygun zeminlerdeyiz ki bu karakteristik bir tavır..
Algılara müdahaleler ben merkezli olunca -hep banacılık- anlaşmazlıklar büyüyor. Egoist eğilim, ötekine varlığınca varlık hakkı vermeme ve onu aidiyete alma, sahiplenme ile biliniyor..
Farklı olanı, kabullendiği daireden -uymadığınca- dışa 'itelemek'...
'İteleme' sonucu, itelenen, haliyle 'iteleyenin' yanında olamıyor.
Ötekini itelememek!
Bu bir feraset, arifanelik ve olgunluk işi...
İnsanın dibinin değil, tepesinin vasfı...
Birinde bu tahammülü görmediğinizde kendinize eziyet etmenize gerek yok. beri durun ve dayayın bacağınızı bizzat siz iteleyin varlığınızı ondan.
Kendi gibi düşünmeyen ve yaşamayanları, yaşam sahası dışına iteleyenlerin azgınlığı yeryüzünde kan akıtıyor. Tüm kan bundan akıyor diyemem; ama en çok budur neden...
Farklı farklıyız. Müştereklerimiz de var. Müştereklerde genişlikler varken, diğerinin alanına zıplamak hangi kelime ile ifade edilmeli karar veremedim; ama yakışmıyor.
Hırs oluşuyor, haset körükleniyor ve nifak başlıyor...
Kim kime dum duma sonra...
İtelendikçe kinlenmek, ötelendikçe nefret duymak, iğrenmek, ötekileştikçe yabancı düşmek hep bundan...