İsmail ARSLAN

Yanlış mı?

İsmail ARSLAN

Müslümanı eğilip doğrulduğu ibadeti ile tanıdığını iddia eden yanılmıştır. Onu, alış verişinde, yol arkadaşlığında tanıyabilirsin özetinde bir sözünü hatırladım hazreti Ömer'in, aklıma kadrolara dininden emin olduklarını düşündükleri için yerleştirdikleri geldi ki bunun yalan olduğu hemen anlaşılıyor. Mevzu seni oraya kimin yerleştirdiğini unutma mevzusu. Lazım olunca zamanı gelince hatırlatılmak üzere...
Yoksa ne ticaretine şahit oldular, ne de ahlakına, ama şunu iyi biliyorlar ki hakkı olmadığı yere rica ile oturan ricacının emir kuludur.
*
Başka bir şey de şu: Bir gram öfke, bir ton basireti gümletir; bir damla kibir, okyanus kadar tevazuyu kirletir.
*
Türkiye'de 330000 müteahhit var diyorlar, aslı varsa bu büyük bir idare ayıbıdır. Bankadan kredi çekip, bina dikerken, malzemeden de çalmaktan geri kalmayan niceler, acaba nasıl korkmadan bu işe teşebbüs edebiliyorlar?
Başka da sözüm yok
*
Yasa mantalitesini bu milletin mayası ile ilişiklendirmeden,  ceddinin töresini hayata geçirmeden ne huzur bulur bu millet, ne de suç azalır. Din ahkamı demiyorum, milli töre diyorum. Çünkü dini bölük pürçük ettiler ve her yapıyı, gayrını hatada bilir kıldılar. Şu saatten sonra, din şemsiyesi altında cem olmak muhaldir. Ancak bu millet kendi öz ananesine sahip çıkar ise, Allah'ın izni ve yardımı ile tüm dünyaya huzur vesilesi olabilir. Zira bu millet, adaleti dnasına işlemiş, zulüm etmekten sakınmış bir millettir ve İslamı en iyi anlamak ve yaşamak da bu milletin ceddine nasip olmuştur. Bu sebeple milli töreye dönmek demek, iyi insan olmak davasına dönmek demektir.
*
İtikadımca, kendi gibi inanmayanların kızını, karısını cariye, malını yağma, canını caiz görenler yeryüzünden kazınmadıkça ki bunlar bir dine inandıklarını söyleseler de özde sadece nefslerine tapınıyorlar, huzur, insanlığa haramdır.
İslamın dünyevi iktidar, servet, şehvet davasına malzeme edilemeyeceği günleri görmeden Rabbim canımı almasın diye dua edemiyorum, zira ömrümün buna yetmeyeceğini düşünüyorum, bu sebeple Rabbimden, benim ve evlatlarımın, akrabalarımın, dostlarımın, iyi insanların bu gafletten uzak, Rızası yönünde bir hayat yaşamamızı niyaz ediyorum.
*
Tevbeyi algılamamı kelimelere dökmek istedim:
"Hata yaptım, Azametine karşı saygısızlık ettim, bağışlamanı talep ediyorum Rabbim, yaptığım haltı tekrarlamama niyet ve istidadım var, beni muvaffak eyle." Bu dil ve kalp uyumu ile olan ki yetmez, aslolan, yaşarken, yapılan tercihleme ile ortaya konandır.
İyi insan olmak ve iyiliği baz alarak hayatı sürdürme meylidir, esas tevbe.
Fiili uygulama, şuur ile uyum göstermeli, yaptığı doğruya dair irade, riya, kibir ve enaniyetten korunmalı.
Kanaat ve itikadımca tevbe budur.

Yazarın Diğer Yazıları