İsmail ARSLAN

Yüzüncü Yıl Kutlu Olsun

İsmail ARSLAN

Senin payitahtına girmişler, koskoca devletini paramparça etmişler ve Anadolu'da da işgal varken, yapılan mücadele ile en azından Anadolu ve yarınını kurtarmış Atatürk ve ordusuna minnet ve sevgi hissiyatları ile şükran sunmayanların hepsi basiretten nasipsizlerdir.

Atatürk'ün millet için seçtiği veya mecbur bırakıldığı idari sistem ile ilgili olumsuz hissiyat sahibi olmak, bu teşekküre mani olamaz.

Kendini mütedeyyin olarak vasıflayanların, Atatürk ile barışması aklın gereğidir. Sakat bir islam ilişiksiz dindarlıkla savaşmış, ama başarılı olamamış bu zatı, Allah ile problemli zannetmek gaflettir. Atatürk, Arap ırkçılığı ve kültürünü islam diye sunumlayanlara savaş açmıştır, bu doğru, lakin Allah'a dair hissiyatı menfi olmayan bir ileri görüşlü idi.

Özellikle üç beş yazar eliyle İmam Hatip Liseli bir kaç kuşağa Atatürk nefreti aşılamaya çalışanlar, bugün din mukaddesat söylemleri ile köşe başlarını tuttu iseler, bu, hep Atatürk'ün Arap örfünün İslam olmadığına dair düşüncesinin hor görülmesi kökenlidir. Evet Ümeyyeoğulları başardılar ve İslamı emellerine malzeme kıldılar. Akletmiyor musunuz diyenin kulları en çok da onlara hizmet ettiler, evet.
İslam dünyasının en büyük problemi, Aleyhisselam'ı, Aleyhisselam kılan ilkelerden sıyrılmış ve hatta Onun mücadele ettiği putperesliği, İslam'a monte etmiş bir din algısını sahiplenme aymazlığıdır.

Aleyhisselam, Allah'a ait sıfatları, putlara isnada savaş açmıştı, yardım, hidayet, verme vermeme Allah'ın iken, bunları, taştan putlara nispet etmeyi men eden Peygamber'in ümmeti, şimdilerde tüm bu kudreti şeyhine, liderine, mensubu olduğu cemaate, partiye hasretmiş ise, Peygamber'e asıl hakareti kim yapmadadır, Makrom mu, bunları caiz ve hatta iman şartı addedenler mi?

Onun adını anma ile sınırladığı ve ahlakı ile ahlaklanmayı es geçtiği salat ile, Peygamber'in getirdiği dinden ne kadar uzaklaştığını idrak edemeyenlerle mi İslama hizmet edilecek diyerek, kısa keseyim.

Ayağı, Cumhura hizmetten kayanın, ayağını kaydırma rejiminin adıdır cumhuriyet.
Cumhuru, hevasına hizmete mahkum bilenlerin hoşuna gitmeyen budur. O la yüs'lerin kim, hangi cüretle karşısında durabilirmiş bakışını boşa düşüren işte bu cumhurun gücüdür.

Yorumlar 1
İsmail Arslan 31 Ekim 2022 12:54

İnsanın sonrası Bir balık pusulasız doğduğu yere gidiyor. Bir kunduz kusursuz bir mühendislik ile ev ve barikatlar inşa ediyor. Yarasalarda radarlar, elektrikli balıklar, Monark kelebeklerinin yolculuğu, penguenler v.s. v.s. müthiş donanımlar, teknoloji ile erişmemiz şu an için söz konusu olmayan nice gelişmiş savunma ve yön bulma mekanizmaları... Dudak uçurtan nice donanım, lakin yerinde saymaya mahkumluk; ya da sınırları dahilinde gelişmeye. Zira akletme melekesi problemli... İnsan bitki, böcek ve hayvanların çoğuna göre aslında bomboş doğuyor. Sonradan öğrenmesi gereken bir sürü bilgi ve düşe kalka tecrübeler, erişebildiğince teknoloji. Aslında insanın tabiat şartlarında anne rahminde iki yıl geçirmesi gerektiğini biliyor muydunuz? Sanırım bilmiyorsunuz. bilmenizin bir faydası var mı? Belki soru bu: Faydası ne? Çözüm de bu soruda. İnsan meraklı bir canlı. Duyguları gelişmiş, karmaşık bir varlık. Bilgi, tecrübe, olgu benzeri önceki nesillere ait çoğu kazanımın yeni doğumlarda hafıza depolarında bulunmaması; ya da baskılanmış olması aslında onun yaşamı sorgulayabilir biçimdeki varlığında izah bulabilir. İnsan yol almaya meyilli bir canlı. Oluşturduğu bir doğa hali karşıtı kültür değer var. Bu değer doğaya parelel, doğanın da varlık bulduğu imkanları kullanarak yeni bir varlık sahası oluşturmaya yardımcı olmuş insanda. İnsan bunu işlemiş dnasına. Keşfi... Umudu... İrade ve akletmeyi... Kültür alanı olmasaydı sanırım şu an insan çoktan uzaydaydı. Dünya ona yetmemiş, kainata dağılmıştı. bunu başarabilecek tek tür insan, zamandaşı canlılara göre. İnsan ise hırs ve hasedi, yani nifakı tercih etti ve kavgalar, savaşlar paylaşma oranı bazlı sekteye uğrattı doğal gelişimini. Akletti; ama yanlış akletti. Belki böylesi de gerekliydi. Bu farklı bir tartışma. Bunu geçerek: Yirmi otuz yıl sonra düşünüyorum da geçen binlerce yılı telafi edebilecek atılımlar yine insanın eseri olacak. Ölen öldüğü ile kalacak ve geçmişteki en ünlü en etkin en derin şahsiyetlere popo ile gülünecek. O hırslar o hasetler, ölümler, mücadeleler... Acı acı gülümsenilecek hepsine. Çünkü insan ortak geçmişinde bulduğu, bildiği her şeyi beynine yükleyebileceği bir mekanizma ha icat etti, ha edecek durumda. Çhipler geliyor. Element kökenli hafıza depoları. Haricen yerleştirilecek ve mühendislik, tıp, sanat, bilumum bilim v.s. ne varsa her şey bir anda sizde olacak. Herkese hepsini yaparlar mı bilemiyorum; ama herkese hitap edecek tarzda bir şeyler muhakkak olacak. Mp3lerini kulaklıkla dinlemeyeceksin mesela. Beyninde çalacak. Hukuk okuyorsun ya, binlerce sayfa kanun... Bir sürü zaman. Gerek yok. Bir tık ile ne var ne yok sende olacak gibi... Her yeni nesilde yeniden bulunmaya bilinmeye mahkum ne varsa hepsi ilk anda alınmış ve bütün toplam değer sonrakine olduğu gibi nakledilmiş olacak hale gelecek. Bu durum, bildiğimiz hayal edebildiğimiz ne varsa hepsini topyekün kıymetsiz kılacak. Nifak nedenli kavgalar, ölümler, yokluk, kıtlık paylaşım sorunları, mülkiyet ve ceza mantaliteleri her şey değişecek ve doğa şartlarının elverdiği gerçekliklere kavuşulacak. Suni uydurma kanser olmuş yaşam normlarımız topyekün atta... İşte bu, bunun ilk bilgisidir. İnsanlığa hayırlı olsun. Av.İsmail Arslan

Yazarın Diğer Yazıları