İsmail ARSLAN

Adil ol köşe

İsmail ARSLAN

2 numara Kuzum Lamia, Hacılar yolundaki proje İHL okulundan kurs bitimi akşam şehre gelmek için otobüse biniyor ve kartında para kalmadığını cihaza tutunca fark ediyor çocuk. Şöför, kızıma aşağı inmesini söylüyor. Akşamın bir vakti çocuğa içeriden bilet bak demesi gereken düşüncesizin hakkından, otobüsteki başka bir öğrenci, bilet basarak geliyor. Bre nasipsiz! Çocuğun dalgınlığına gelmiş, yükleme yapmayı unutmuş. İçeriye sor bakalım demek yerine, sana çocuğu arabadan indirmeyi kim talim ediyor ise senden daha büyük düşüncesiz imiş diyeyim de başka bir şey demiyeyim. Bu gibi durumlara çözüm şudur: Öğrenci kartlarına yedek kredi yüklenir, aşkın kullanımda, sonraki yüklemede yerine konur.
--
Hiç bir zalime eyvallahım yoktur. Zulmü ben yaparsam ben benden taraf olamam. İnancım şu ki, geçmişte bilerek bilmeyerek hakkına girdigim, üzdüğüm, sıkıntı verdiğim hayat sahiplerine ettiklerim sebebidir bu felç durumum. İnşallah beni afuv ederler, ya da bir vesile ile telafi imkanı bahşeden Rabb azze ve celle. Her adımda sıkıntı yaşıyorum, lakin asla isyan etmiyorum. Hamd olsun ki peşin ceza çekiyorum. Umarım affa mazhar olurum. Bu kadarı iktifa eder inşallah.
--
İslamın, mensubunda görmekten hoşnut olduğu temel bakış perspektifi sadece şudur:
 
Affet; affedilebilirsin.
 
Ört; sana ait görülmesini istemediğin işler de örtülebilir o zaman.
 
Sev; sen de sevilirsin.
 
Adil ol; sana da adaletle muamele edilecek çünkü.
 
Haksızlık yapıldı sana; küçüklüğüne, boş boğazlığına ver; görmezden gel, böyle yapmazsan, senin O'nun Kat'ındaki haksızlıklarını başka şekilde savunman mümkün değil.
 
Sen vurursan, sana neden vurulmasın?
 
Sen acımazsan, sana neden acınılsın?
 
Sen affetmezsen, suçunla varacağın o yerde, seni neden affetsin!
 
Sen içini ne ile doldurursan, senden akacak olan da sadece odur.
 
Kısaca:
 
Ne ile karşındakine muamele ediyorsan; hakkın olan, sadece o muameledir Yaratıcı'dan görebileceğin.
 
Burası anlaşılmamalı, anlamaya çalışılmamalı, izaha gerek yok zaten bunu.
 
Yap sadece!
 
İslam'da insana yüklenen misyon, sonsuz irade ve güç sahibi Allah'a, Onun dilediğince, bağışlanan sonsuzdan bir parça irade ile, emanet edileni en sağlam bir biçimde ulaştırmaktır.
 
O'ndan ne bekliyorsan kendi adına sen, sen de onu yap muhatabına !
 
İnsan olmayı hazmetmek gerekiyor.
 
Farkındasınızdır, örneğin bazen din ise konu, dindar kişi bir tarz tanrı olmak ister, kul olduğunu öne sürerek hem de!
 
Kulluk tabiiyeti, hükmü, Rabb'ine vermesini gerektirirken, o, tabilerini artırmaya ve başkaları hakkında hakim sıfatlı olmada gayretli olur. İdeoloji de ise; idol olmak, yaşam tarzından ödün vermemeye çalışmak ve idollüğünden başkalarının ve kendinin tam anlamıyla şeref duymasını sağlamak.
 
Halbuki hata yapmak, kaymak, şaşırmak, acze düşmek, başarısız olmak tamamen insanidir. Hatanın, yanlışın en çirkini bile insana özgüdür. 'Hatasız kul olmaz' 'Beşer, şaşar' tabirleri bunun için vardır.
 
Yanlışa tahammül, yanlıştan tiksintiyle beraber olmalı. Doğruda ısrar, doğrudan şaşıldığında şaşkınlığa düşürtmemeli.
 
Ölene kadar yaşamaya madem mecburuz. O halde iyi ve kötü adına ne varsa hepsiyle barışık yaşamak zorunda olduğumuzu ve geçim ehli olmamız gerektiğini vurgulamak isterim.
 
Hatayı abartmamak, doğru olanı da..
 
Mükemmeliyetçilikten uzak, insana özgü yaşamak bu kısaca; haltıyla, hatırıyla, hakkıyla; yaşayacağı son deme kadar.
 
Ötesi bunalım ve hafakan türetir...
 
 

Yazarın Diğer Yazıları