İsmail ARSLAN

Ah Kadim Arıza

İsmail ARSLAN

İnsanlık tarihi boyunca Allah'ın insanlardan muradı sadece Ondan gayrını tanrı kabul etmemeleri ve iyi insan olmalarıdır. Hariçte din diye anlatılanların hepsi laf u güzaftır.
-- 
Hazreti Peygamber, bir beşer olarak insan üstü veya doğa üstü bir güce sahip olmadığı gibi bir melek de değildir. O, biyolojik ve fizyolojik açıdan diğer insanlarla aynı özelliklere sahiptir. O, hakkında açık bir hükmün bulunmadığı durumlarda kendi tercihine göre hareket etmiş, ancak tercihleri murad-ı ilahîye ile örtüşmediği zamanlarda da uyarılara muhatap olmuştur. Hazreti Peygamber yaşadığı toplumda insanlarla yakın temas halinde bulunup onlara en iyi örnek model oluşturmuştur. Müslümanlar günlük hayatın gereği olarak bir takım yanlış davranışlar içerisinde bulunmalarından dolayı bazen ayetler nâzil olmuş, bazen de bu eylemler Peygamber'in hadislerine konu olmuştur. Bu bağlamda sahabenin davranışları karşısında Peygamber'in tavrının, onları anlama ve algılama noktasında Müslümanlara önemli bir bakış açısı kazandıracağı aşikârdır. Sahabîlerin, Rasûlüllah'ın bazı davranışlarına itirazda bulunması, fikir ve ifade hürriyetinin ne kadar sağlam temeller üzerine oturduğunu göstermektedir. Peygamber'in vefatından sonra sahabîlerin karşı karşıya kaldığı en önemli problem, halifenin kim olacağı meselesidir. Bu bağlamda Müslümanların yönetimi ele geçirmek için birbirleriyle kıyasıya mücadelesi, eleştiri kültürünün yaygınlaşmasına önemlidir.
--
Allahümme Sana şükürler olsun ki bu fakülteyi bitirerek doğru insanlarla buluşturdun beni ki vergi hukuku sahasında mazlum insanların haklarını savunabilmeyi nasip ettin ve ucu rahmetli hacıbabama babaanneme dedeme ve anneanneme dokunan hayır duaları almayı, anneme babama kayınbabama kayınvalideme afiyetle ağız tadıyla uzun ömürler nasip etmen ve cennetinde bizleri cem etmen dualarına izin verdiğin için hesapsız hamdler ederim Sana. Beni hanımı kızlarımı dost ve kardeşlerimi ve ailelerini de esirge, bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nail eyle. Amin
-- 
Mazluma, mağdura, yetime, garibana sahip çıkmanın namazdan kıymetli olduğuna inananların torunu idareciler, engellilere kan kusturuyorlar. Neymiş? Sahte rapor ile emekli olanlar olmuş diye sahte olmayan raporla aldıği vergi indirimi ile erken emekli olanları kontrol muayenesine çağırıyorlar, oranlar zırt pırt değiştiriliyor, hak kaybına uğrar mıyım endişesi ile gitmeyenlerin emekli maaşını durduruyorlar.
Bunların hakkını savunanları da itibarsızlaştırma densizliği moda yapılıyor olsa da hak er geç tecelli ediyor son son, ya burada, ya da olmasın diye dua etmeleri gereken yerde.
--
SGK mevzuatında malulen emekli olanları kontrole çağırma kurumu var, lakin somut olaylarda malulen emekli değil muhataplar, vergi indirimi emekliliği farklı bir kurum. Engel oranı %40 60 ve 80 olanlara belli bir prim yatırma ve sigortalılık şartı ile erken emekli olma imkanını maliyeden alınan vergi indirim yazısı ile sağlıyor bu kurum.
-- 
Denetime açık olmayan, şeffaf olmayan her müessese er geç niyeti bozar. Esasen her STK, vakıf, dernek, sendika, oda, parti, cemaat, klik ve sair örgütlenmenin en azından maddi varlıkları bağımsız denetime tabi tutulmalı ve denetime yanaşmayan her oluşumun kapısına kilit vurularak faaliyetlerine son verilmeli, tüm varlıkları devlete geçirilmelidir. Devlette de denetim mekanizması hakiki anlamda işletilmesi ve her türlü iltimas menfaatlenme haksızlığın engellenebileceği bir yapılanma geliştirilmelidir. Devlette liyakat tek ölçek olmalı, etik yasası en hızlı şekilde çıkarılmalı ve mevki makam sonrası variyetlenen ve civarına menfaat dağıtanlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. 
Bunlar olmadan Ali gider Veli gelir, sadece yiyiciler değişmiş olur, başka değil.
--
Konu aslında Suriye'den kaçanların itikadında. Yarın bir gün de İdlip'ten iki milyonluk bir göç dalgası bekleniyor ya kim bu insanlar biliyor musunuz?
Kendi itikadından olmayanların kanı ırzı malı onlara helal olan selefilerin ağırlıkta olduğu bu insanlardan Allah'ın her günü yeni bir havadis duyuyoruz. Üçü dördü birleşerek yoldan geçen birini çevirip dövüyorlar mesela.
Normal, zira inançlarına göre saldırdıklarının kanları ırzları malları zaten onlara helal. 
Ey yetkililer! Selefilerin de elbette yaşama hakları var ama şehrimizin içine sokmayın bunları, bizi kafir gören dangalakları. Kamplarda tutun.
-- 
Batıda her hak kazanımın altında derin acılar vardır; haklar kanırta kanırta alınmıştır. Doğuda ise her hak lütuf ve ihsan ile verilmiştir. Anadolu, neresinden bakarsanız bakınız Doğu ve Batının üvey evladıdır...
--
Ah kadim arıza!

Zayıfladığında, lekelendiğinde "ama kardeş olmalıyız! Ama birlik olmalıyız! Ama paylaşmalıyız!", güce kavuştuğunda, varlığa boğulduğunda "Canına okumalıyız! Kör kuyularda boğmalıyız!"

E tabi millet ahmak ya, görmüyor, değil mi ahmağın önde gidenleri!...
 
 

Yazarın Diğer Yazıları